

Gebelikte Beslenme
Gebelikte Cinsel Yaşam
Epidural Anestezi
Sezaryen
A'dan Z'ye Gebelik İzlemi ve Laboratuar Testleri
Gebelik ve Ultrason
A'dan Z'ye GEBELiK İZLEMİ ve LABORATUAR TESTLERİ
Normal bir gebelikte hangi test ne zaman?
İdeal olan bir kişinin gebelik öncesi bir jinekologa gidip muayene olması ve sonrasında bilinçli şekilde gebe kalmasıdır. Ancak maalesef pek az bayan gebelik öncesi biz hekimlere gelip muayene olmaktadır.
Normal bir gebelik izlemindeki haftaları ve takiplerde yapılması gereken tetkikleri gebelik haftalarına göre aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
Yumurtalıklardan takriben 14 günde atılan yumurtanın, sperm ile tüpte buluşması sonucunda gebelik başlamış olur.
Bu süreç 3 – 5 gün yolculuktan sonra esas yeri olan rahim içine ulaşır.
Ortalama 280 gün yani 40 haftalık bir süreçtir.
En uygun gebe kalma yaşı 18 – 25 dir. 25 yaş üzerinde doğurganlık özellikleri azalır.
Gebe kalma şansınız hem sizin hem de eşinizin sağlık durumunuza bağlıdır.
Gebeliğe hazırlık ve gebelikte şansınızı arttırmak ve sağlıklı kalmanız için bazı önlemlerin alınması gerekir.
" Sigara ve alkol gibi alışkanlıklarınız var ise bırakın,
" Dengeli beslenin,
" Stres ve endişelerinizden kurtulun,
" Doktor kontrolünde takviye ilaç alın ( 12. haftaya kadar 0,4 mgr Folik Asit kullanın )
" Doktor kontrolünde, gebelik egzersizleri ve nefes egzersizleri yapın,
" Günde 1,5 – 2 Lt. Sıvı alın,
GEBELIK IZLEMI
(ÖZETTIR, DETAYLI ŞEKLI DAHA AŞAĞIDADIR)
Ilk vizit: 6–8. hafta
Öncelikle kanda yapılan ß-HCG veya idrarda gebelik testlerinin pozitif oluşu ile gebelik tanısı konulur. Ilk gebelik vizitesinde anne adayları adeta bir check-up’tan geçirilirler.
• Ultrason (tercihen vajen içinden)
• Kan grubu, Rh
• Tam kan sayımı
• Kan biyokimyası
• TORCH taraması
• Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
• Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)
• Kanama profili
• Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması
2. vizit: 10–13. hafta
• Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)
• I. Trimester tarama testi
3. vizit: 16–18. hafta
• Ultrason (anomali taraması)
• Bu haftadan sonra 4 boyutlu ultrasona girebilirsiniz
• II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
• Amniyosentez (gerekirse)
4. vizit: 22–24. hafta
• Ultrason (anomali taraması)
• Servikal kültür ve fresh testleri.
5. vizit: 24–28. hafta
• Tam kan sayımı
• Tam idrar tetkiki
• 50 gram glukoz yükleme testi
• 28. haftada Indirekt Coombs Testi (kan uyuşmazlığı olanlarda)
6. vizit: 32. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri
7. vizit: 34. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri
8. vizit: 36. hafta
• Genel ultrason değerlendirmeleri
9. vizit: 38. hafta
• Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
• NST (Non-Stres Test)
• Doppler ultrasonu (gerekirse)
• Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, gerekirse TORCH testleri tetkikleri tekrarı
39–42. haftalar arası izlem
• Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
• NST (38–40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra 3 günde bir)
• Vajinal muayene (tuşe)
• Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir ve günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.
40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.
42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğum başlatılmalıdır. (Surmaturasyon)
GEBELIK IZLEMI ( DETAYLI ŞEKLIYLE)
Ilk vizit: 6–8. hafta
En sık tahlillerin istendiği
dönem ilk vizittir.
Bu dönemde anne adayları,
daha önceden bildikleri veya
bilmedikleri hastalıklar
açısından adeta bir check-
up’tan geçirilirler.
• Ultrason
Ultrasonda düzgün gebelik kesesi içinde kalp atım hızı 100/dk’nın üzerinde olan embriyo ile embriyoyu besleyen keseyi (yolk sac) görmek mümkündür.
Ultrasonda ayrıca rahimde myom, yumurtalıklarda kist türü her hangi bir kitlenin varlığı araştırılır. Cerviksin (rahim ağzının) uzunluğu ve şekli de değerlendirilir.
Bu gebelik haftalarında vajen içinden (transvajinal yolla) yapılan ultrason karından (transabdominal) yapılana göre daha net bilgi verir ve tercih sebebidir.
Transvajinal yolla yapılan ultrasonda son adet tarihine göre 5 hafta 4 günlükken, transabdominal yolla yapılanda ise 6 haftalıkken bir embriyo ile kalp atımlarını görmek mümkündür.
• Kan grubu, Rh
Gebenin kan grubu Rh negatif, eşinin kan grubu Rh pozitif olması durumunda "Kan uyuşmazlığı" (Rh/rh) durumundan bahsedilir.
Anne rahmindeki bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ise "Indirect Coombs testi" yapılmalıdır.
Indirect coombs testi negatif olan gebeler, kan uyuşmazlığına bağlı bebekte bir etkilenme durumunun olmadığı anlaşılarak takibe alınırlar. 28.haftada tekrarlanan Indirect coombs testi negatifliğinin devamı durumunda bebeği son aylara kadar kan uyuşmazlığından korumak için "Anti D Immunglobulin" enjeksiyonu yapılır.
Yine, kan uyuşmazlıkları olan gebelerde doğumdan sonra bebeğin kan grubuna bakılır. Kan grubunun Rh pozitif olması durumunda anneye yapılan Anti D Immunglobulin uygulaması tekrarlanır.
Anne adayı kan grubunun Rh negatif, baba adayınınkinin ise Rh pozitif olması dışındaki tüm olasılıklarda kan uyuşmazlığı söz konusu değildir.
• Tam kan sayımı
Tam kan sayımı ile gebeliğin başlangıcında herhangi bir "kan eksikliği (anemi)" durumunun varlığı araştırılır.
Kan eksikliği demir eksikliğine bağlı olabileceği gibi Megaloblastik anemi, Pernisiyöz anemi, Orak hücreli (Sickle cell) anemi, Thalesemi durumları, maligniteler ve bazı sistemik rahatsızlıkların bir belirtisi olarak da karşımıza çıkabilir.
Ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde Thalesemiye (Akdeniz anemisi) bağlı anemiler sıklıkla görülmektedir.
"Anemi" ile ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız >>>
• Kan biyokimyası: Açlık kan şekeri (AKŞ), Üre (BUN), SGOT, SGPT, Kreatinin
Karaciğer ve böbrek hastalıklarının gebeliğin hemen başlangıcında tespiti takip açısından önemlidir. Nitekim gebelikte bu organların yükleri de artacaktır.
Ileri derecede böbrek veya karaciğer problemlerinde gebelik sonlandırılabilir. Özellikle şeker hastalığı (diabet), yüksek tansiyon (hipertansiyon) gibi sistemik rahatsızlıkların varlığında bu testlerin önemi artar. Bu durumlarda hekimler ek olarak bazı testler de isteyebilir.
• TORCH taraması: Toksoplasma, Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları Ig M ve Ig G antikorları taranır.
Bu tür enfeksiyonlar gebelik harici dönemlerde geçirildiğinde her hangi bir problem oluşturmazken gebeliğin özellikle ilk üç ayında geçirildiğinde bebekte bir takım sakatlıklara yol açabilir.
Toksoplasma özellikle kedi ve köpek dışkıları bulaşmış yenilen gıdalardan alınır. Özellikle çiğ et ve iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler Toksoplasma parazitinin geçmesinde rol oynar. Gebeliğin başında yapılan antikor tarama testlerinde Ig M ve Ig G antikorlarının her ikisinin de negatif olması durumu vücudun toksoplasma paraziti ile hiç karşılaşmadığını gösterir. Bu durumda gebeliğin sonuna dek toksoplasmadan korunma şarttır.
Toksoplazmadan korunmak için kedi, köpek cinsi hayvanlardan gebelik süresince uzak durmak, eğer evde besleniyorsa aşılarını yaptırmak, yenilen etleri iyi pişirmek, çiğ et yememek, yemek öncesi elleri iyi yıkamak ve meyve-sebzeleri bolca suyla yıkamak gereklidir.
Ülkemizde çiğ et tüketimi alışkanlığının yaygın olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, toksoplasma enfeksiyonları daha sıklıkla görülmektedir.
Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları ise daha çok hasta kişilere temas yoluyla bulaşan rahatsızlıklardır. Özellikle Rubella (kızamıkçık) mikrobu ile gebeliğin ilk üç ayında karşılaşıp hastalığı geçiren kişilerde gebelik kesinlikle tahliye edilmelidir.
• Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
Ilk vizitte yapılan idrar tahlilleri böbrek fonksiyonlarının indirekt bir göstergesi olduğu gibi gizli veya aşikâr idrar yolu enfeksiyonu varlığını konusunda da bilgi verir.
Ilk aylardaki idrar yolu enfeksiyonları gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları arttırır, idrarda yanma ve/veya kasık ağrılarına neden olabilir.
Son aylardaki gizli veya aşikar enfeksiyonlar ise erken doğum sancılarına sebep olabilir.
• Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)
Gebelikte salgılanan hormonlar neticesinde rahim ağzı (cervix) kanserlerinde artış meydana gelmektedir. Bu nedenle gebelere ilk aylarında smear testi uygulanarak böyle bir durumun varlığı araştırılmalıdır.
Ülkemizde gebelerin pek çoğu yanlış bir inanışla bebeklerine zarar geleceğini düşündüklerinden bu tür bir işlemi kabul etmezken doktorları da ilk ayında hastalarını muayeneden korkutmak istemedikleri için genelde bu işlemi ihmal ederler.
PAP Smear testi ile ilgili bilgi almak için tıklayınız >>>
• Kanama profili
Kanama profili testleri içinde aPTT, PTT, INR, Fibrinojen, Trombosit sayımı vardır.
Hem normal doğum hem de sezaryen kanamalı bir işlemdir. Gebelerin "kanamaya yatkınlıkları" ilk vizitte belirlenmelidir. Ayrıca hastaların kendi ifadelerinden önceden olan kanamaya yatkın bir durumlarının olup olmadığı sorgulanır.
Özellikle bir takım kalp hastalıklarında bazı hastalar kanamayı engelleyici hap veya iğneleri kullanmak zorunda olabilirler. Bu tür durumların varlığında gebelikteki izlemler arttırılır ve doğum öncesi bazı önlemler önceden alınır.
• Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması
Hepatit B için HbsAg ve Anti Hbs, Hepatit C için Anti HCV, AIDS için ise Anti HIV testleri yapılarak her hangi bir taşıyıcılık durumunun olup olmadığı araştırılır.
Bu tür viral hastalıklar cinsel ilişki, kan veya doğum yoluyla bulaşır ve genelde kişilerde uzun bir süre taşıyıcılığa (portörlük) sebep verebilirler.
Taşıyıcı (portör), "hasta olmadığı halde hastalığı bulaştırabilen" demektir. Bu kişilerin vücutlarında barındırdıkları virüsler gebelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçmesine rağmen bebekte her hangi bir sakatlığa neden olmazken, yenidoğan bebeklerin immün direnci (bağışıklığı) yetişkinlere göre daha az olduğu için bebeklerde doğumdan sonra bazı problemlere yol açabilirler. Bu problemler bebeklerde hastalığa yakalanma veya hastalığı taşıma şekillerinde olabilir.
Hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerine doğum sonrası aşı ile serum uygulaması yapılır ve belirli aralıklarla aşı tedavisi devam eder. Bu şekilde bebeğin aktif olarak bağışıklanması sağlanır. Ancak maalesef Hepatit C ve AIDS virüsünü taşıyan gebelerin doğan bebekleri için hastalıktan koruyucu etkin bir tedavi günümüzde bulunmamaktadır.
2. vizit: 10-13. hafta
• Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)
Bu haftalar arasında fetusun anatomik organları ve büyüklüğü değerlendirilir. Ayrıca ulrasonla ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT) ölçülür (Yandaki resim).
Ense kalınlığının uygun ölçümün yapılabilmesi için fetus son adet tarihine göre 11 ile 13 hafta 6 gün arasında ve baş-popo mesafesi 45-84 mm arasında olmalıdır.
Ense pilisinin kalınlığı; Trizomi 21 (Down sendromu, mongolizm), Trizomi 18 gibi kromozomal bozukluklarda ve bebeğin özellikle kalp gibi bazı organların problemlerinde artar. Bu artışın nedeni bebeğin ense bölgesindeki sıvı birikimidir (ödem) ve bunu ultrasonla yakalamak mümkündür.
Normal olarak bebeğin ense kalınlığı gebelik haftası ilerledikçe artar. Genel olarak 3 milimetrenin üstü patolojik kabul edilir ve bu durumda fetus özellikle "Down sendromu" açısından ileri değerlendirmeye alınır.
Ense kalınlığı ölçümü, son yıllarda gebelik takiplerine girmiş bir yöntemdir. Ayrıca yapılması belirli bir deneyimi gerektirir.
• I. Trimester tarama testi (Ikili test)
Son on yılda dünyada, son 4-5 yılda da ülkemizde yaygınlaşan ilk trimester tarama testinin amacı Down sendromunun erken gebelik haftalarında yakalanmasıdır.
Son adet tarihine göre 9-13. gebelik haftaları arasında uygulanan testte anne adayından kan alınarak serbest ß-HCG ve PAPP-A biyokimyasal değerlerine bakılır.
Down sendromunda anne kanında, serbest ß-HCG değerleri normalin iki katı yüksek iken PAPP-A değerleri normalin 2.5 da biri (%40’ı) kadardır. "Ikili test" olarak anılan işlemde her iki biyokimyasal değer bilgisayar programında değerlendirilir ve ortaya bir risk oranı çıkar. Risk oranının 1/250’nin üzerinde olması Down sendromu açısından ileri tetkiki gerektirir.
Testin pozitif olması durumunda yapılması gereken ileri aşama, "koryon villüs biyopsisi" adı verilen plasentanın bebeğe ait kısmından küçük bir parça alınarak kromozom açısından analizi ile teşhisin sağlanmasıdır.
Son yıllarda ikili teste eklenen "Nuchal Translucency (NT, ense kalınlığı, ense pilisi kalınlığı)" ölçümleri ile birlikte değerlendirilmesiyle test "üçlü test" adını almıştır.
3. vizit: 16-18. hafta
• Ultrasonda; fetus bir bütün olarak anomali taraması açısından değerlendirilir.
• II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
Üçlü test uygulamasındaki amaç; bebeğe ait özellikle Down sendromu, Trizomi 18 gibi kromozom bozuklukları ile birlikte "Nöral tüp defektleri" adı verilen bir takım anomalileri taranmasıdır.
Üçlü test; gebeliğin 16-19. haftaları arasında anne kanından alınan örnekte ß-HCG, alfa feto protein (AFP) ve bağlanmamış estriol (uE3) denilen üç biyokimyasal maddenin ölçümü ile yapılır. Bu ölçümler gebelik haftasına göre annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırkı, annede diyabet olup olmaması, sigara içip içmediği, öyküde önceki gebeliklerin özellikleri ile birlikte değerlendirilir. Büyümekte olan bebekte olabilecek nöral tüp defekti ve bazı kromozomal anormalliklerle (Down sendromu ve trizomi 18) karşılaşılma riski hesaplanır.
Üçlü test bir tanı testi değil "tarama testi (screening test)" dir. Testin amacı bebek ve anne açısından riskli yöntemleri kullanmadan bebekte olabilecek anomali riskini saptamaktır. Eğer test sonucunda risk belirli bir düzeyin üzerinde çıkarsa (genel olarak 1/270 den fazla olması durumunda) "amniyosentez" adı verilen işlem yapılarak kesin tanı konulur. Yani amniyosentez bir "teşhis testi (diagnostic test)" dir.
Amniyosentez işleminde anne karnından ince ve uzun bir iğne yardımıyla amniyon sıvısı alınır. Tecrübeli ellerle yapıldığında oldukça ağrısız ve bebek için riskleri azdır.
Alınan sıvıda bebeğe ait dökülen canlı hücreler vardır. Bu hücreler özel bir kültür ortamında bekletilerek üretilir. Üretilen hücreler belli bir safhada toplanılarak kromozomları ayrıştırılır ve mikroskop altında görüntülenerek kromozomlar analiz edilir.
Kromozom analizinde görüntülenen hücreler direkt bebeğe ait olduğu için bebeğin kromozom yayılımını gösterir. Bu şekilde bebeğe ait kromozomlarda olan problemler rahatlıkla görülebilir ve aynı zamanda sex (cinsiyet) kromozomlarının incelenmesiyle bebeğin cinsiyeti de ortaya çıkar. Aşağıdaki resimde amniyosentez işleminin yapılışını görmektesiniz.
Karından bir ince iğneyle ultrason eşliğinde amniyon kesesine girilir.
Yaklaşık 20 cc amniyon sıvısı enjektör ile aspire edilerek genetik laboratuara gönderilir.
Nöral tüp defektleri (NTD) bebeklerde görülen anomaliler (bebekteki kusurlar) arasında ilk sıraları almaktadır. Birkaç ayrı türü vardır. Bunlardan biri bebeğin beyin dokusunun bir bütün olarak gelişmemesidir, "anensefali" adı verilen bu en ağır şekli ölümcüldür.
Nöral tüp defektlerinin diğer türleri ise omurilikle ilgilidir. Omurilik gelişirken onu çevreleyen omurga kemiklerinin tam kapanmaması sonucu omurilik dokusu bebeğin sırtındaki bir yarıktan dışarıya çıkar; bu duruma "spina bifida" denilir. Dış etkenlere çok hassas olan bu sinir dokusu zamanla zedelenir ve bebek belli bir seviyenin altında sinirsel fonksiyonlarını yapamaz. Sonuç olarak bebek açısından yine ölümcül olabilecek bir doğumsal anomalidir. Hafif şekildeki spina bifidalarda doğum sonrası bir takım operasyonlarla düzelme şansı vardır.
Bu anomalilerde açıkta kalan dokudan "alfafetoprotein" (AFP) amniyon sıvısına, buradan da anne kanına geçer. Anne kanından yapılan testlerde bu gebelerde normal gebelerden daha yüksek miktarlarda alfafetoprotein saptanır.
Spina bifidalı gebeliklerin % 85'i bu test ile yakalanabilmektedir. Ancak test yapılan gebelerin %3-4'ünde her şey normal olmasına rağmen yüksek sonuç verebilmektedir. Bu nedenle tek başına test sonuçlarıyla tanı konmamaktadır.
Üçlü testte AFP yüksek ise ayrıntılı ultrason ile beyin dokusu ve omurgalar değerlendirilir. Ultrason ile saptanamayan bir durum varlığında amniyosentez yapılarak amniyotik sıvıdaki AFP miktarı ölçülerek kesin tanı konulabilir. Ayrıca amniyon sıvısındaki "asetilkolin esteraz enzimi"nin miktarına da bakılabilir.
AFP değeri yüksek fakat amniyosentezde ve ayrıntılı ultrasonografide anomali saptanmayan gebeliklerde, bebeğin büyüme ve gelişmesinin daha yakın takip edilmesi önerilmektedir.
Anne kanında yapılan üçlü test ile Down sendromu ile birlikte trizomi 18 riski de hesaplanabilmektedir. Down sendromlu bebekte normalde iki tane olması gereken 21. kromozom üç tanedir.
Trizomi 18’de ise aynı problem 18. kromozomdadır. Trizomi 18’li bebekler yaşamla bağdaşmaz ve genel olarak anne karnında veya doğumdan hemen sonra ölürler. Trizomi 18 görülme sıklığı Down sendromuna göre oldukça azdır.
Down sendromu (Trizom 21, mongolizm) yaklaşık olarak 850 doğumda bir görülür. Tedavisi olmayan bu kromozom anomalisinde fiziksel ve zeka geriliği olan bebekler söz konusudur.
Down sendromu görülme şansı yaşa bağımlı olarak artar. Özellikle 35 yaşın üzerinde risk önemli bir boyuta ulaşır. Ancak tüm Down sendromluların %25-35’i yalnızca 35 yaş üzeri gebelik ürünü iken %70-80’e varan oranlarda genç gebeliklerdedir. Üçlü testle Down sendromlu bebeklerin %60'ına yakını (%5 yalancı pozitiflikle) yakalanabilmektedir.
Son yıllarda üçlü testin Down sendromu yakalama şansını daha da arttırmak amacıyla teste kandaki "Inhibin A" adı verilen biyokimyasal değerinin de ölçülüp eklenerek testin "dörtlü test" şekline dönüşmesi için yapılan çalışmalar umut vericidir.
Down sendromu riski yüksek çıkmış gebeliklerde kesin tanıyı koyabilmek için anlatıldığı şekilde genetik amaçlı amniyosentez yapılması gereklidir. Üçlü tarama testinin asıl amacı yaşamla bağdaşabilen ve ömür boyu zeka geriliği ile giden Down sendromlu bebekleri yakalamaktır.
Amniyosentez sonucu yakalanan Down sendromlu bebekler çıkarılan sağlık kurulu kararlarıyla tahliye edilirler.
Üçlü test ile diğer bazı anomalileri de saptamak mümkündür. Bebeğin karın duvarı anomalilerinde (gastroşizis, omfalosel), böbrek anomalilerinde de test sonuçları yüksek çıkabilir. Bu nedenle üçlü testte artmış risk saptanan gebelere amniyosentez yapmadan önce tüm bu anomaliler açısından ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme (II. basamak ultrasonografisi) yapılmalıdır.
4. vizit: 22-24. hafta
• Ultrasonda; servikal (rahim ağzı) uzunluk ve şekli ölçülür. Bebek özellikle kalp, beyin ve diğer iç organlar açısından değerlendirilir.
• Servikal kültür ve fresh testleri
Gizli vaginal enfeksiyonları araştırmak için yapılır. Gebelikte özellikle düşen hücresel tip vücut direnci nedeniyle "fırsatçı enfeksiyonlar" olarak tabir edilen bazı vaginal enfeksiyonlar gelişebilir. Bunların başında özellikle mantar enfeksiyonları (candida), yanısıra Trichonomas ve Gardnerella enfeksiyonları da sayılabilir.
Genel olarak tedavi edildikten sonra nüks eden bu rahatsızlıklar ilerleyen gebelik haftalarında tekrar tekrar tedaviye gerek duyabilirler.
5. vizit: 24-28. hafta
• Tam kan sayımı
Anne adayının kan sayımı yapılarak gebeliğin bu ilerleyen haftalarında aneminin gelişip gelişmediğine bakılır.
• Tam idrar tetkiki
Idrarda gizli enfeksiyonların varlığı araştırılır. Özellikle gebelerde her hangi bir şikayet oluşturmaksızın yalnızca idrar tahlillerinde bakteri ve lokosit görülmesi ile karakterize gizli idrar yolu enfeksiyonları (asemptomatik bakteriüri) erken doğuma ve böbrek enfeksiyonlarına (pyelonefrit) neden olabilir.
Tam idrar tetkikinde böyle bir durum saptanırsa idrar kültür-antibiyogram testi yapılarak üreyen mikroorganizmanın türüne göre antibiyotik başlanmalıdır.
• 50 gram glukoz yükleme testi
Bu gebelik haftasında kişilere sabah aç karınla 50 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir ve bir saat sonrasında tetkik için kan alınır.
Alınan kan örneğinde kan şekeri değerinin 140 mg/dl ve üzerinde olması durumunda test pozitif olarak kabul edilir ve bu gebelerde bir gün sonra 100 gram standart glukoz tarama testine geçilir.
Bazı gebeler bu oldukça tatlı olan bu suyu içmede problem yaşayabilirler, örneğin bulantı ve kusmaları olabilir. Bu durumda laboratuara giderken yanlarında "limon" götürüp tatlı suyun içine sıkmak suretiyle şikayetleri genel olarak giderilecektir.
100 gram standart tarama testinde bu kez gebelerden sabah aç karınla kan alınır ve hemen sonrasında 100 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir. Içimden 1 saat, 2 saat ve 3 saat sonra tetkik için kan alınır. Böylece açlık kan şekeri ile birlikte toplam 4 ayrı kan şekeri değeri elde edilmiş olur. Bu 4 değerden 2 veya daha fazlasının standart değerlerin üzerinde olması durumunda gebeler "gestasyonel diabet (gebeliğe bağlı diabet, gizli şeker hastalığı)" teşhisi alarak kalori kısıtlaması amacıyla diyetisyene konsultasyona gönderilirler.
Gestasyonel diabeti olan gebelere diyetten kalori kısıtlaması yapılmazsa annenin kan şekeri değerlerinin genel olarak yüksek olmasının bir sonucu olarak; bebeğin normalden iri olması, doğumun zor olması, amnios suyunun normalden fazla olması ve buna bağlı erken doğum riskleri gibi durumlar oluşabilecektir. Ayrıca doğan bebeklerde doğum sonrası kan değerlerine bağlı metabolik sorunlar meydana gelebilecektir.
Normale göre iri bebekler (makrozomi) halk arasında "tosuncuk" olarak tabir edilirler.
"Makrozomi ve yarattığı sıkıntılar" ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız >>>
• Indirekt Coombs Testi
Bu haftada yalnızca kan uyuşmazlığı olan gebeler yeniden Indirekt Coombs testine bakılarak değerlendirilir, sonuç negatif ise bebeğin etkilenmediği anlamına gelir. Bu durumda gebeliğin sonuna kadar etkilenmeden (immünizasyon) korumak amacıyla gebeye "Anti D Immunglobulin" iğnesi yapılıır.
6. vizit: 32. hafta
• Ultrasonda; fetusun gelişimi, iç organları ayrıntılı olarak değerlendirilir. Ayrıca amniyon sıvısı, bebeğin duruş şekli, plasentanın yeri ve görüntüsü, bebeğin rahim içindeki aktif hareketleri incelenir.
7. vizit: 34. hafta
• 6. vizitteki işlemler tekrarlanır. Riskli durumların varlığında Doppler ultrasonografi ve NST gibi ek tetkikler istenebilir.
8. vizit: 36. hafta
• Utrasonda özellikle bebeğin duruşu, amnios sıvısı, plasentanın görünümü ve bebeğin aktif hareketleri incelenir.
9. vizit: 38. hafta
Bebeklerin sağlık durumunu tespit etmek için birçok yöntem kullanıyoruz. Hiçbir yöntemin tek başına duyarlılığının %100 olmadığını unutmamak gerekir.
Gebelik izlemlerinde günümüzde yapılan araştırmaların çoğu, anne adaylarının ve fetusun içinde bulunduğu ortamı sağlıklı kılmak veya bu ortamın sağlık düzeyini tespit edebilmek içindir. Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının sunduğu olanakları tıbbın her alanında olduğu gibi riskli gebeliklerin tespitinde ve takibinde kullanmak bir avantajdır.
Son haftalarda bebeğin iyilik durumunu gösteren standart olarak üç ayrı yöntem vardır. Bunlar:
Ultrasonografik değerlendirmeler
NST
Bebek hareketleridir.
Bunlardan ilk ikisi hekim tarafından incelenirken bebeğin hareketleri anne adayı tarafından değerlendirilmelidir. Bebeğin hareketlerindeki ani azalma durumunda bu bebeğin sıkıntıya girdiğinin bir ifadesi olabilir. Bu durumda gebe hekimini bilgilendirmelidir.
Ayrıca bebeğin "biyofizik profil skorlaması" yapılır. Biyofizik skorlama; ultrasonda rahim içindeki bebeğin aktif bazı hareketleri ve amniyon sıvısının miktarı yanısıra NST bulgularının hep birlikte değerlendirilerek skorlanmasıdır. Bebeğin sağlığını gösteren önemli bir kriterdir.
Özetle, biyofizik profil skorlaması; gebeliğin ultrason görüntülemesi ile NST bulgularının birlikte değerlendirmeleridir. Teşhiste tek bir yöntem yerine kombine olarak düşünülerek karar verilmelidir.
• NST (Non-Stres Test, Kardiyotokografi)
NST, özellikle son yıllarda gebelik takiplerinde vazgeçilmez bir yöntem haline gelmiştir.
Kardiyotokografi (kardiyo=kalp, toko=rahim kasılması) veya kısaca "toko" adı verilen cihazla bebeğin kalp atışlarının seyrini, bebek hareketleriyle ve varsa kasılmalarla olan ilişkisini temel alarak bebeğin iyilik halini değerlendiren bir testtir. Doğum eylemi esnasında da aynı amaçlarla kullanılır.
"Prob" olarak tabir edilen ve gebenin karnı üzerine sabitlenen iki alıcı ucu vardır. Problardan biri rahmin kasılmalarını (uterin kontraksiyon) diğeri ise bebeğin kalp seslerini algılar. Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır.
Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden, bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle; bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.
Resimde NST uygulanan bir gebeyi görmektesiniz.
Bebek hareketlerini hisseden gebe elindeki butona basar.
Kalp atımları ve rahim kasılmaları aynı anda
bir grafik kağıt üzerine basılır.
Üst kısım kalp seslerine, alt kısım ise rahim kasılmalarına aittir.
NST özellikle gebeliğin son aylarında bebeğin sağlığını gösterdiği gibi doğum sırasındaki monitörizasyonda (izlemde) da son derece önemlidir.
Riski olmayan gebeliklerde, NST uygulamasına 37. gebelik haftasından sonra haftada bir, 40. gebelik haftasından sonra ise 3 günde bir tekrarlanması önerilir.
NST işlemi öncesi annenin karbonhidrattan zengin diyetle karnını doyurarak tok olması önerilir. Uygulamanın, bebeğe hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
NST özellikle anne adayının bebek hareketlerinde azalma olduğunu ifade ettiği durumlarla, kasılmaların varlığından şüphelenildiği anlarda kullanıldığında oldukça değerli bilgiler sağlar. Bu şekilde doğum eyleminin başlayıp başlamadığı, bebeğin içeride sıkıntıda olup olmadığı indirect olarak anlaşılabilir.
• Renkli doppler ultrasonu
Renkli doppler ultrasonografi, son yıllarda giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.
Özellikle anne adayının risklerinin belirlenmesinde ve bebeğin sağlık durumunun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.
Doppler ultrasonda özetle bebeğe giden kan akımına bakılır. Üstteki resimde erken bir gebelikte bebeğe giden kan akımı rengi doppler ultrasonu ile izlenmektedir.
Kan akımının bozulması (azalması veya geriye kaçması) durumlarında bebek hayatı riske girer. Damarlardaki direnç artışı kan akımındaki azalmayı ifade eder.
Ayrıca bebekle plasenta arasında göbek kordonu içerisindeki umbilikal arter, umbilikal ven ve bebeğin beyin damarlarındaki dalga şekillerindeki bozukluklar, bebekteki dolaşım bozukluğunu saptayabildiği gibi şiddetini de belirleyebilmektedir.
Doppler ultrasonda dolaşımsal bozukluk tespit edildiğinde daha sonraki dönemlerde bebeğin durumunda kötüleşme riski artmıştır. Özellikle preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya bebeğin rahim içi gelişme azlığı (IUGR) gibi durumlarda damarlardaki direnç artışı gidişatın olumsuz yönde olduğunu gösterir.
Gebeliğin 12–14. haftalarında yapılan "Ductus venosus doppler"i bebekte başta kalp anomalileri olmak üzere Down sendromu gibi bir takım kromozom bozukluklarının erken teşhisinde umut vermektedir.
• Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, TORCH tetkikleri tekrarlanır. Doğum öncesi doğuma veya olası sezaryene hazırlık amacıyla bu testler tekrar gözden geçirilir.
Sezaryen planlanıyorsa bu tetkik sonuçları anestezi açısından da önemlidir.
• Doğum konusunda bilgilendirme
Günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.
39–42. haftalar arası izlem
• Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
• NST
38–40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra ise 3 günde bir uygulanması önerilir.
NST’si normal(reaktif) olan 1000 gebenin 997’sinin bebeklerinde ilk üç gün içinde hiçbir problem ortaya çıkmadığı izlenmiştir. Fetal iyilik durumunun izlenmesinde NST oldukça önemli bir yere sahiptir.
• Vajinal muayene (tuşe)
Vajinal (Pelvik) muayene "tuşe" adını alır. Amaç kalça kemiğiyle (pelvis) ve rahim ağzının (Serviks) değerlendirilmesidir. Bu şekilde pelvis girimi, kemik çıkıntılar, pelvis çatısı ayrıntılıca değerlendirilir. Bunun yanısıra rahim ağzına (Serviks) da bakılır.
Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir.
"Normal doğumla ilgili detaylı bilgi almak için" tıklayınız >>>
40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.
42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğurtulmalıdır. Çünkü bu haftadan sonrası "Gün aşımı (Surmaturasyon, posterm)" gebeliği olarak değerlendirilir ve bebeğin içeride sıkıntıya girme riski oldukça artmıştır.
Gebeliklerin risklerine göre bu testler yer değiştirebilir, izlemler daha sıklaştırılabilir veya daha ayrıntılı testler istenebilir.
Bebeğin sağlığı her zaman için tek bir yöntemle değil, sayılan tüm bu testlerin bütününün sonucunda değerlendirilmelidir.
NOT: Kliniğimizde gebelik muayeneniz, hamilelik izlemleriniz, ultrason ve Amniyosentez uygulamalarınız
ÇALIŞMA YAŞAMI
Risk grubunda değilseniz normal işlerinizi yapabilirsiniz. Ancak yorgunluk veren ağır fiziksel aktivite gerektiren işler size ve bebeğe zarar verir.
Doğum öncesi 2 ay, doğum sonrası 2 ay olmak üzere toplam 4 ay izin kullanabilirsiniz.
YOLCULUK
Risk grubunda değilseniz;
" Uzun ve yorucu yolculuklar yapmayın,
" Bulantı için ilaç kullanıyorsanız araç kullanmayın, uyku verir, tepki süresini kısaltır.
" Gebelerde ileri dönemlerde dalgınlık eğilimi arttığından, olası tehlikeler karşısında dikkatli olunmalıdır.
" Mutlaka emniyet kemeri takılmalıdır,
" Uçak yolculukları daha güvenlidir,
" Araba ve tren yolculukları uzun süre oturmayı gerektirdiğinden, pıhtılaşma mekanizmalarını harekete geçirebilir. Bu yüzden gebeler en az 1 saatte bir ayağa kalkıp dolaşmalıdır.
BANYO
Ilık banyolar gebeliğin her döneminde alınabilir.
SAÇ BAKIMI
Kadınlar gebelik esnasında olumsuz değişimlere uğradıklarını fark ederler. Saç bakımı gebenin moralini yükseltmesi yönünden önemlidir.
Özellikle gebeler, gebelik esnasında saçlarını, renk ve modellerini değiştirmek isteyebilirler.
Kalıcı ve de yarı kalıcı boyaların fetüse zarar etkileri görülmemiştir.
Ancak gebeliğin ilk 3 ayı hariç, dipler boyanmamak şartıyla sonraki aylarda bitkisel içerikli saç boyaları kullanılabilir.
Saç düzelticilerin içinde sodyumhidroksit ve bisülfat gibi kimyasallar mevcut olduğu için tavsiye edilmez. Saç düzeltmeleri hava, ısı ve pres ile yapılmalı diyoruz.
Permaya gelince; bu konuda yeterli bilimsel çalışma olmamasına rağmen yapılmasını önermiyoruz. Aynı şekilde deodorant, şampuan ve cilt bakım ürünlerinde de yeterli çalışma yapılmadığından zararlı etkilerini söyleyemiyoruz. Kullanabilirsiniz diyoruz.
AĞIZ ve DIŞ BAKIMI
Yemeklerden sonra ağız çalkalanıp, dişlerin fırçalanması gereklidir. Dişte cerrahi müdahaleye gebelik engel değildir.
CILT BAKIMI
Gebelikte ciltte değişmeler görülür, cilt bakımı oldukça önemlidir.
Yüzünüzü yumuşak bir sabun ve ılık su ile yıkamalı, hafif makyaj tercih edilmelidir. Yağlı ve tatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Terleme ve kokular için hafif deodorantlar kullanılabilir.
Kuru ciltler için bitkisel içerikli nemlendiriciler kullanılabilir.
Gebelerde, vücutta bazen kaşınmalar, el, boyun, yüzde kırmızı lekeler çıkabilir. Bunlar doğum sonrası kendiliğinden geçer.
Karındaki çatlaklar için bitkisel yağlar ya da Doktorunuzun önerdiği kremleri kullanabilir, masaj yapabilirsiniz.
GİYİM
Sentetik olmayan, bol, pamuklu, hafif ve rahat giysiler tercih edilmeli; Belinizi sıkan bacaklarda kan akımını engelleyen giysilerden sakının.
Rahat, alçak topuklu ayakkabıları tercih edin.
CINSEL YAŞAM
İnsanların cinsel güdüsü, neslini devam ettirmek için doğuştan beri vardır. Bu da cinsel arzuyu (libido) arttırır.
Gebelik döneminde cinsel birleşme düşüncesi, korku ve kaygıyı beraberinde getirir. Gebeliğin ilk 3 ayındaki bulantı ve kusmalar cinsel istekte azalma yapabilir.
Gebeliğin bütün aylarında cinsel ilişki yasağı yoktur. Ancak gebelik riskli ( düşük tehdidi) ise yasak getirilir.
Cinsel birleşme derin olmayan ve durgun bir sevişme şeklinde olmalıdır. Sıklığı cinsel ilişkiye duyulan arzuya göre düzenlenmelidir.
GÜNEŞ VE DENIZ
Havuza girmenizi tavsiye etmiyoruz. Denizden sabah 10'a kadar, öğlen 16'dan sonra yararlanabilirsiniz. Isı enerjisi nedeniyle direkt güneşin yakıcı etkisinden kaçının. Gölgede kalmaya ya da üzerinizde ince, açık renkli giysiler olmasına özen gösterin. Sizler için hazırlanmış 20 faktörlük koruyucu güneş kremleri kullanabilirsiniz.
GEBELIKTE TEHLIKE OLUŞTURABILECEK BELIRTILER
˘ Vajinal kanama,
˘ Şiddetli ve inatçı kusmalar,
˘ Titreme ve ateş,
˘ Bulantı ve kusma,
˘ Zor idrar yapma
˘ Az idrar yapma
˘ Karın ve kasık ağrıları,
˘ Yüz ve ellerde şişlik,
˘ Baş dönmesi ve baş ağrısı,
˘ Yüksek ( hiper ) tansiyon,
˘ Görme ve denge bozuklukları,
˘ Bebeğin hareketlerinin azalması,
˘ Vajinadan sıvı gelmesi.
EGZERSIZ
Gebelik süresince egzersiz yapmanın bir çok yararı vardır.
Ancak; aşırı yorgunluk oluşturmayacak düzeyde yapılması gerekir.
Büyük bir enerji gerektiren doğum olayında, annenin bir forma girerek hazır olmasını sağlar.
Uzun yürüyüşlerden, ani hareket ve ağır şeyler kaldırmaktan kaçının.
Doğum öncesi egzersizlerini öğrenmek için Kliniğimiz GEBE EĞITIM MERKEZI Eğitmeninden ÜCRETSIZ Danışmanlık Hizmeti alabilirsiniz.
Gebelikte Oruç tutmak
Gebelikte oruç tutmak, islamiyette muafiyet içeren istisnai durumlardan birisidir. Ancak buna rağmen gebe kadınların ramazan ayı içerisinde oruç tuttuğu görülmektedir. Oruç hem annede hem de gelişmekte olan bebek için zorlukları ve sakıncaları mevcuttur.
Gebeler, bulunduğu durumun fizyolojisi nedeniyle sık acıkırlar, zira bu dönemde bebeğe sağlamakta yükümlü oldukları ekstra kalori ile birlikte günlük kalori alım gereksinimleri artar. Anne adaylarının 3–4 saatte bir düşmeye meyilli kan şekerlerini sabit tutmak için küçük porsiyonlu sık öğünlerle beslenmesi önerilir.
Uluslar arası bir toplantıda bir çalışma grubunun sunumunda, oruç tutan gebelerin, %50'sinde zorlandıkları 1/3'ü ise yan etkileri yaşadıklarını belirtmişlerdir.
Bu yan etkiler, bebeklerin nörolojik ve psikolojik gelişmelerini olumsuz yönde etkileyebilecek keton cisimlerinin oluş sırasında kandaki artışında bağlı oldukları söylenmektedir. Aynı zamanda anne adayları da bundan olumsuz yönde etkilenebilmektedirler. Öncelikle kan şekerinde düşmeye bağlı olarak halsizlik, sinirlilik, baş dönmesi, baş ağrısı problemleri ile karşılaşabilmektedirler.
Oruç esnasında uzun süreli açlık nedeni ile gebelerde keton oranı kanda sürekli yükselir, bunun iki nedeni var, gebeler gebe olmayan kadınlara göre kıyasla çok daha çabuk hipoglisemiye (Kan şekerinin düşmesi) girerler. Kan şekeri düşmesi nedeni ile hücrelerin enerji kullanımı için kan şekeri kalmayınca vücut enerjiyi yağları yakarak sağlarlar, yağ yakımı ürünü de keton cisimleridir. Gebe olmayanlarda bu yükselme 24 saat içerisinde artarken gebelerde bu süre 12- 16 saate inmektedir. Artan keton cisimleri de özellikle ileri haftalarda insülin direncini artırır. Bu direnç yüksekliği had safhaya ulaşırsa gebelik diyabeti oluşur, yani kısaca kanda şeker olsa bile vücut bu şekeri kullanamaz. Oruç tutan annelerde sıvı alımı kısıtlanacağından damarlardan geçen kan sıvı miktarı da azalacaktır. Gebenin günlük sıvı miktarı yaklaşık 3–4 litredir. Azalan sıvı tansiyon düşmelerine neden olacak, buda bebeğin suyunun azalmasına neden olacaktır. Orun tutan annelerin bebeklerinde buna bağlı olarak bebek hareketlerinde ciddi azalmalar olacaktır. Özellikle 4. gebelik ayından sonra bu tehlike daha da artmaktadır. Kısaca doktor muayenesinde riskli gebelik tanımını alan, diyabeti olan, tansiyon yüksekliği olan, idrar yolu enfeksiyonu, düşük riski olan gebelerin oruç tutmamaları gerekmektedir.
Bu grubun dışındaki anne adayları oruç tutmak istiyorlarsa eğer herhangi bir sorununuz yoksa dengeli beslenme prensiplerine uyarak aşağıda vereceğim diyet listesine uyarak oruç tutabilirler,
Gebelikte önerilen diyet;
Sahur;
1 bardak süt,
1 yumurta,
1-2 dilim esmer ekmek,
Domates, salatalık, biber
2 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir,
1 bardak meyve suyu(isteğe bağlı olarak açık çay olabilir) İftar; 1 kâse çorba,
1–2 dilim esmer ekmek;
1 porsiyon et, tavuk veya balık(60–90 gr)
1 kâse yoğurt veya ayran;
Mevsim Salata;
Az yağlı makarna yada pilav
İstenildiği kadar su
Ara öğün 22.30- 23.00 arası; 1 porsiyon meyve;
1 bardak süt yâda 1 kâse yoğurt, yeteri miktarda su alınmalıdır.
Gebelerin oruç tutarken dikkat etmesi gereken durumlar;
- Beslenme diyetine uyulmalı,
- Günde 2 porsiyon süt veya yoğurt tüketilmeli,
- Mutlaka 1 porsiyon et,
- 1 porsiyon kuru baklagiller,
- Günde 3 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli, 6–8 bardak sıvı alınmalı,
- Yemek dikten 30–60 dakika sonra yatılmalı.
- Tüm bunlar sahurla iftar arasında tüketilecek şekilde ayarlanmalıdır.
HAMILE KADINLARIN KÂBUSU DÜŞÜK
Gebeliğin ilk 20 haftası içerisinde 500 gramdan az embriyo yada fetüs ve eklerinin tamamının veya bir kısmının rahim dışına atılması olayına düşük denilmektedir.
Ilk 12 hafta içerisinde oluşan düşükler erken, 13–20 hafta arasında oluşan düşüklere geç düşükler denilmektedir.
Her 5 hamilelikten biri ilk 3 aya kadar (13. Hafta) kaybedilir.(düşükle sonuçlanır.). 14. Haftadan sonra düşük olasılıgı azalır, bu oran 1/300 'e düşer. Erken düşüklerin, ana nedeni genetik şifre bozukluğu(kromozomsal anormallik) nedenidir. Bu durum doğanın bir savunma mekanizması olarak ta yorumlanabilir. Zaten yaşamla bağdaşmayacak sağlıksız gebelik durumu ürünü erken evrede kaybedilmektedir. Geç gebelik kayıpları ise genellikle genetik bozukluktan ziyade rahim ve rahim kanalının yapısal bozukluklarına bağlıdır.
Bunların başlıcaları
— Servikal yetmezlik,
— Rahim duvarı yapışıklıkları
— Rahim içi anatomik bozukluklar.
Düşük nedenleri
1-Embriyoya ait kromozam anomalisi
2- Çoğul gebelikler
3- Teretonojik yada mutajenik (Ilaç, radyasyon)
4- Genetik nedenler (Anne -babaya ait nedenler)
5-üreme sistemindeki yapısal anomaliler
Doğumsal rahim içi anomaliler (Septum)
myomlar
Servikal yetmezlik,
Annede görülen nedenler
1- Kolpus luteum yetmezliği
--(Aktif enfeksiyonlar kızamık, kızamıkçık, toxoplazma vs.)
2- yüksek ateş
asherman sendromu(Problemli Kürtaja bağlı)
3- Polikistik over hastalıgı, şeker hastalığı, sistemik lupus, şiddetli hioertansiyon, kan hastalıkları, troid hastalıkları, antifosfo lipid hastalıkları,
4-dış etkenler: sigara, alkol, uyuşturucu, yüksek doz, kafein
Düşük çeşitlerini 4 grupta toplayabiliriz.
1- Düşük tehdidi: anne adaylarının yaklaşık %30-40 düşük tehtidi ile karşı karşıya kalırlar. Düşük tehdidine en sık 8–10 haftalar arasında rastlanılır.
Düşük Bulguları
Düşük tehdidinde belirti bazen kanama bazen de ağrı görülür. Ancak şiddetli degildir. Rahim ağzı kapalıdır. Bu düşük tehdidini yaşayan anne adaylarında şunları öneriyorum: aşırı fiziksel aktivitelerin kısıtlanması: 2 saatten uzun araba yolculuğu yapılmamalı, 20 dakikadan fazla yürümekten kaçınılmalı, gün içerisinde istirahat molaları verilmeli bu istirahat şekli oturarak yada yatarak olabilir, oturur durumda ayakların pozisyonu düz durumda olmalı, kanamanız var ise cinsel ilişkide bulunulmamalı, bol miktarda sıvı tüketilmeli(2 LT) doktorunuzun önerdiği tedaviyi progesteron takviyesi multi-vitamin, ağrı kesicileri almayı ihmal etmeyin.
2- Kaçınılmaz- Durdurulamayan düşük. Belirtisi şiddetli kanama, kramp şeklinde karın ve kasık ağrısı ve muayenede rahim ağzının açık bulunması, bunlarda gebelik düşükle sonuçlanır. Tedavi şekli kürtaj uygulamasıdır.
3- Tam olmayan düşük(tamamlanmamış düşük): gebelik dokularının bir kısmının kaybıdır. 6 haftadan sonra yaşanan düşüklerde embriyonun bazı kısımları zarları ve plasenta dokusunun parçaları içeride kalabilir. Bunlarda mutlaka kürtaj uygulanmalıdır. Yoksa enfeksiyon görülmesi, fazla kan kaybı, kansızlık, sıkça görülür.
4- Tam düşük: bebeğe ait bütün dokular rahim dışına atılmıştır.
Tüm düşüklerde alınan parçalar, patolojik incelemelere gönderilmelidir.
Yaş düşükte önemlimidir?
Kesinlikle evet. Yaş arttıkça, kromozomlardaki bozulma artar gebelik kaybı da fazla olur. 20 yaşında gebeliğin düşükle sonuçlanması %13 ilen 42 yalında bu oran %50 ye çıkar.
Düşük tekrarlar mı?
Her 36 kadından birinin 2 kere arka arkaya düşük yaptığını göstermektedir. Yani düşüklerin görülme olasılığı çok yüksek değildir.
Düşükten sonra kürtaj gereklimi?
6. haftadan önce oluşan düşüklerde gerekli degil sonraki düşüklerde kürtaj gerekir.
Düşük sonrası kanama ne kadar sürer?
3–4 gün içerisinde kesilir. 7 günden fazla olursa önemlidir.
Düşük sonrası adet ne zaman görülür.
20–42 gün arası adet görülebilir.
Yeniden gebelik ne zaman düşünülmeli?
Hemen denenebilir bu ancak buna karar verilen tek neden kadının fiziksel ve psikolojik durumudur.
Ancak genel kanaat 1-2 ay beklenmesi şeklinde oluşmaktadır.
Düşük sonrası hamileliği artırmak amacı ile bir şey varmı; Evet, şunları öneriyorum.
İdeal kiloya ulaşmak, sigara alkol gibi alışkanlıklardan uzak durmak düzenli yaşam,
KABIZLIK
Gebelikte barsak hareketleri hormonal nedenlerden dolayı yavaşlar.
" Açık havada yürüyüşler yapın,
" 1,5 - 2 Lt su için,
" Doktorunuzun önerisiyle kabızlık önleyici ilaç kullanabilirsiniz.
KRAMPLAR
Genellikle B vitamini ve Kalsiyum eksikliğinde görülür. Doktorunuza danışın.
UYKUSUZLUK
Akşam yemeği az yenilmeli, çay ve kahve azaltılmalı, yemeklerden sonra yürüyüş yapılmalı ve yatarken bel ve bacaklarınızı yastık ile destekleyin.
KANAMALAR
Ciddi bir tehlike ile karşılaşabilirsiniz. Doktorunuzla temasa geçin ve önerileri doğrultusunda hareket edin.
KILO ALMA
Gebelik süresince 9 – 12 Kg alınması normal kabul edilir.
BULANTI VE KUSMA
Gebelerin yarısında görülmektedir.
* Hafif olanlarda diyet ve istirahatla geçebilir; kahvaltı yatakta ve az miktarda yapılmalıdır. Yemekten 15 dakika sonra kalkılmalı, gün boyunca az az ve sık sık yenmelidir. Önemli olan midenizin boş kalmamasıdır. Yağlı ve yağda kızarmış yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
* Şiddetli olanlarda hastane tedavisi almak zorunda kalınabilir.
Sizler için hazırladığımız "BULANTI ve KUSMA DIYET" listemizi Kliniğimizden ÜCRETSIZ olarak edinebilirsiniz.
NEFES DARLIĞI
Bu şikâyetler gebeliğin son aylarında ortaya çıkar.
Sırt üstü ya da yan yatarak bacaklarınızı karnınıza doğru çekin. Kollarınızı yukarı doğru kaldırıp nefes alın. Sonra kolları indirin ve nefesinizi verin.
Şikâyetlerinizin azaldığını göreceksiniz.