Doğum İçin İhtiyaç Listesi
 

Doğumdan önce, doğum yapacağınız hastanenin ne gibi imkanlar sunduğunu öğrenmeniz oldukça faydalı olacaktır. Kimi hasta hanelerde anne ve bebek için gerekli bazı eşyalar sağlanmaktadır. Böyle bir imkan olup olmadığını bilirseniz, yanınızda gereksiz bazı eşyalar taşımış olmazsınız.

Kendiniz İçin:

Anne adayı, bebeği için hazırlayacağı bavula kendi kişisel bazı eşyalarını da ilave etmeli veya ayrı bir valiz yapmalıdır.

Mutlaka Gerekenler

Bunlar 2-3 takım gecelik veya pijama (bebeğinizi emzireceğinizden önden düğmeli olanları tercih edilmelidir), sabahlık, çorap, terlik, bol miktarda iç çamaşırı, kişisel temizlik ürünleri (diş fırçası, diş macunu, sabun, havlu, tarak, deodorant, kolonya, vs.), küçük el aynası, bol miktarda hijyenik ped, en az iki adet emzirme sutyeni, meme uçlarını korumak için hazır satılan kompresler, meme ucunuza sürmek için krem, meme ucunuzu temizlemek için kullanacağınız mendiller, kirli çamaşır torbası.

İnce detaylar

Ses kayıt eden cihazınız varsa, yanınızda götürerek bebeğinizin ilk ağlamalarını kaydedebilirsiniz. Varsa video kamera veya fotoğraf makinenizi de yanınızda götürmeniz, ilk günün o güzelliği ve mutluluğunu ileride tekrar yaşama imkanı sunacaktır. Eğer bebeğiniz için günlük tutmayı planlıyorsanız, yanınızda bir defter ve kalem götürmeyi de ihmal etmeyin. İlk günün heyecanı ve mutluluğunu anında aktarma imkanınız olmuş olur.

Güzel görünmek sizin de hakkınız

Doğumdan sonra solan cildinizi biraz olsun canlandırmak, eşinize ve gelen ziyaretçilere daha güzel ve bakımlı görünebilmek için, en önemlisi kendiniz için birkaç makyaj malzemenizi de yanınızda götürebilirsiniz.

Ayrıca bir paket peçete veya rulo havlu da çok işinize yarayabilir.

Hastaneden çıkarken giyeceğiniz kıyafeti doğumdan önce hazırlayıp, yerini eşinize göstermenizde çok büyük fayda var. Tabi ki önceden hazırladığınız valizinize de koyabilirsiniz. Yanlız hazırlayacağınız kıyafetin bedeninin, doğum öncesi kıyafetlerinizden en az bir beden daha geniş olmasına dikkat edin veya bol elbiseleri tercih edin. Ya da hamileyken giydiğiniz hamile kıyafetlerinizden bir takım koyabilirsiniz.

Bebeğiniz için:

Bebeğiniz için götürmeniz gereken birçok eşya var.

  • En küçük boy çocuk bezi (1 paket)

  • Islak mendil (alerjik testi yapılmış olan markalar tercih edilmelidir)

  • Zıbın (3 adet)

  • Uzun kollu, bacaklı body (tulum) veya pijama (3 adet)

  • Başlık (2 adet)

  • Patik (2 çift)

  • Çorap (3 çift)

  • Eldiven (2 çift)

  • Mevsime uygun yelek veya hırka (1-2 adet)

  • Bebek battaniyesi (1-2 adet)

  • Yumuşak küçük havlu (4-5 adet)

  • Bebek mendili (Bol miktarda)

  • Mama önlüğü (3-4 adet)

  • Kirli çamaşır torbası (1 adet)

  • Bebe şampuanı

  • Süt sağma cihazı

Hastaneden çıkarken bebeğinizi taşıyabileceğiniz bir portbebe ve bebek bakım çantası da listeye dahil edilmelidir. Hastaneden çıkarken bebeğinize giydirmek istediğiniz özel bir giysi varsa onu da unutmayın.

Her ihtimale karşı:

  • Emzik ve koruyucu kutusu

  • Biberon (meme ucu yeni doğan boyu olmalı)

  • Pişik kremi

  • Edindiğim bilgilere göre bazı hasta hanelerde, bebeğin yatağına konmak üzere çarşaf isteniyormuş. Bunu önceden öğrenmenizde fayda var. Eğer böyle bir talep olursa yanınızda bir de bebeğiniz için çarşaf takımı götürmeniz gerekir.

  • Eğer meme ucu probleminiz olur ve bebeğinizi emzirme sorunu ortaya çıkarsa annenin meme ucuna takılan silikon meme uçlarından (meme kalkanı da deniyor) bir veya iki tane yanınızda götürmenizde fayda var. En azından böyle bir durumla karşılaşırsanız vakit kaybetmeden bebeğinizi emzirebilirsiniz. Meme kalkanı aynı zamanda meme ucu çevresinde yaralar oluşan annelerin, bebeklerini emzirirken memeye temasını önlemesi açısından da faydalı oluyor.

Not: Bebeğinizin giysilerini doğum yapacağınız mevsime uygun seçmelisiniz. Miktarları belirlerken tahmin ederek yazdım. Daha fazla veya daha az da olabilir. Tercihe göre değişir. Tabi ki miktar tayininde hasta hanede kaç gün kalacağınız da önemli bir etkendir.

Gebelik Rehberi
 

Sevgili anne baba adayları,

Çocuk sahibi olmak oldukça ciddi bir iştir. Gebelik tasarlanmalıdır. Sağlıklı bir çocuk sahibi olurken şanssızlığı en aza indirgemek için profesyonel bir ekip çalışması gereklidir. Anne, baba, kadın-doğum hekimi,aile hekimi, psikolog, kitaplar, çevre faktörü vs. gibi bir çok faktör bu ekibi içinde yer alır. Bilgi çağını yaşadığımız bu dönemde deneme yanılma yoluyla değil olabildiğince kesin sonuçlara bakarak karar vermelidir.

Gebelikten Önce Anne Adaylarına Önerilecek Tıbbi Yaklaşım

  • Genel sağlık muayenesi

  • Diş bakımı ve tedavisi

  • Hastalığı geçirmemişse kızamıkçık aşısı

  • Ailede kalıtsal bir hastalık varsa genetik danışmanlık

  • Uzun süren sistemik hastalıklarda uzmanına danışma (kalp, asthma, diabet, hipertansiyon vb.)

  • İş koşullarının hazırlanması

  • Sigara ve alkolün bırakılması

  • Gebelikle ilgili tıbbi bilgilendirme

  • Folik asit desteği

  • Psikolojik hazırlık

Gebelik kadın sağlığını derinden etkiler. Bu yüzden gebelik vesilesiyle genel sağlık kontrolü olmanız uygun ve doğrudur.

Gebelikte Yapılacaklar

Hemen başlangıcında gebeliği tanımlamak ve gebelik haftasının bilinmesi gereklidir. Bu tarihin belirlenmesi ileride yol gösterici olacak ve gereksiz girişimleri engelleyecektir. Ayrıca erken gebelikte bazı bulaşıcı hastalık (sarılık, kızamıkçık, toksoplazma vs) antikor ve antigenlerine bakarak sakatlık ve çocuğa bulaşma açısından önlemler (aşı tedavisi) alınabilir. Kan grubu, kan sayımı, idrar tahlili mutlaka yapılmalıdır. Gebelik bulantı ve kusmaları yoksa gebelik öncesi başlanan folik asit 12. Haftaya kadar devam edilirken, demir ve kalsiyum haplarına da başlanabilir. 12.haftada vaginal ultrason ile bebekte ense ödemi ve 16.haftada rahim ağzı kalınlığı ölçümü yapılmalıdır. 16-18 haftalar arası üçlü test ile down sendromu ve omurga açıklık varlığı araştırması yapılır. 20-22 haftalık gebelerde bir perinatolog tarafından sakatlık açısından ileri düzey ultrasonografi yapılabilir. Kadın-doğum hekiminizin bebeğin sakatlıklarının hepsini bilmesi mümkün değildir. Kan uyuşmazlığı olan annelerde 28.haftada erken Rho-gam iğnesinin yapılması bebeğin etkilenmesini azaltacaktır. 24-28 haftalarda açlık kan şekeri ve 50 gr şeker yükleme testi mutlaka yapılarak, gebeliğim oluşturduğu geçici şeker hastalığı aranmalı ve tedavisi yapılmalıdır.

Rizikolu gebelerde (hipertansiyon, diyabet, ağır kansızlık, kan uyuşmazlığı, sezaryenle doğum yapanlar vb.) 32 haftadan itibaren NST (çocuk kalp atışları grafisi) ile takip edilmeye başlanmalıdır. Böylece anne karnındaki bebeğin sıkıntıya girmesi erken olarak tespit edilip önlemler alınabilir. Her kontrolde idrar tetkiki istenerek albümin ve iltihap varlığı araştırılır. 36.haftada HbsAg-sarılık-testi yapılır. Annede test (+) ise etrafındaki kişiler araştırılır ve gerekli olursa onlara aşı yapılır. Doğan bebeğe serum ve aşı başlanır. 0-1-6 aylarda 3 kez aşısı yapılan çocuğun bulaşıcı sarılığa karşı aşılanıp aşılanmadığının kontrolü yaptırılır.

Daha önce sezaryen ile doğuran hastalar 39.haftada sezaryen için hazırlanır. Normal gebeler 40.haftadan sonra NST ve ultrason yapılarak 42.haftanın sonunda hastaneye yatırılarak suni sancı ile doğurtulmaya çalışılır.

Tüm bu önlemler gebelerin çok küçük bir bölümünde ortaya çıkması muhtemel hastalıkları tespit etmek için alınmaktadır. Gebelerin büyük çoğunluğu (%97) sağlıklı bebeler doğurmaktadır. Ancak işin şansa bırakılacak bir yönü yoktur. Çünkü bir tek sakat veya sağlıksız bebek tüm ailede büyük sosyal, ekonomik, ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara neden olabilir. Tüm bu önlemler riski sıfıra indirgemez ama en aza çekerler. Bu her insanın, annenin, babanın ve çocuğun hakkıdır. Bebeğinizle birlikte mutlu bir yaşantı diliyoruz.

 

Haftalar Yapılacak Tetkikler
2-6 Son adet tarihinin doğrulanması, indirekt coombs, TORCH HbsAg, tam kan sayımı, açlık kan şekeri, ailenin bilgilendirilmesi, folik asit verilmesi
12 Vaginal ultrason ile ense ödeminin aranması, kalsiyum, demir veya multivitamin verilmesi
16-18 Üçlü testin yapılması, ultrason
20-22 Amniosentez, 2.düzey ultrasonografi
24-26 Diyabet ve hipertansiyon aranması, 50 gr şeker yükleme testi, gerekirse 100 gr OGGT yapılması
28-30 İndirekt coombs testi, Rho-gam, tetanoz aşısı
32 Yüksek riskli gebelerde NST takipleri
37 Kontrol NST
38 Kontrol NST
39 Daha önceki doğum sezaryen ile olmuşsa sezaryen tarihinin belirlenmesi
40 Doğum gerçekleşmemişse NST takipleri yapılır, testin durumuna göre belirli aralıklarla tekrarlanır.
 

Gebelikte Egzersiz
 

Doğumla birlikte meydana gelen değişikliklere bağlı olarak kas gruplarında birçok değişiklik ve yüklenme meydana gelmeye başlar.rahat bir gebelik geçirmek,doğuma yardım ve doğum sonrası toparlanma surecini hızlandırmak için bazı egzersizlerin yapılmasında fayda vardır.bu egzersize değinecek olursak;

Boyun hareketliliğini koruma:
bağdaş kurularak oturulur,baş her iki yana öne ve arkaya eğilir..hareket 10 kez tekrarlanır.

Boyun arka grup kaslarını germe:
bağdaş kurularak oturulur,her iki el basın arkasında birleştirilir.. Ellerin yardımı ile baş göğse değdirilir.. Bu pozisyonda 10 a kadar sayılır..böylece boynun arka ve üst kısmındaki kaslar gerilir.. Hareket 5 kez tekrarlanır..

Göğüs kaslarını germe:
bağdaş kurularak oturulur her iki el ensede birleştirilir..dirsekler geriye çekilerek göğüs kasları gerilir.. 10 a kadar sayılır.. Hareket 5 kez tekrarlanır..

Omuz ve göğüs kaslarını güçlendirme:
bağdaş kurulur.. Eller burun hizasında birleştirilir.. 10 a kadar sayılır.. 5 kez tekrarlanır

Sırt kaslarını germe:
oturularak bir omuz karşı dize değdirilmeye çalışılır.. 10 kadar sayılır.. 5 kez tekrarlanır

Karın ve bacak kaslarını güçlendirme:
duvara yaslanır bacaklar birbirinin yanında ve duvardan 25 cm uzaktadırlar..karın içeri çekilerek duvara yaslanılır..bu pozisyonda yavaşça duvarda kayılır ve dizler çömelir.. Sonra yavaşça doğrulunur.. Bu sırada nefes tutulmaz.. 5 kez tekrarlanır..

Karın kaslarını güçlendirme:
sırtüstü yatılır..dizler kıvrılarak ayaklar yere basar.. Her iki el öne doğru uzanarak.kürek kemikleri yerden kalkacak şekilde doğrulunur.. 5 e kadar sayılır.. 5 kez tekrarlanır

Temel Prensipler
 

Egzersiz, sağlıklı yaşamın önemli bir parçasıdır ve gebelikte de belli kurallara uyularak uygulanabilir. Gebelikte yapacağınız egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha iyi çalışmasına katkıda bulunması yanında kendinizi daha iyi hissetmenize, uygun sınırlar içinde kilo almanıza, kendinize duyduğunuz güvenin artmasına, olumlu duygular hissetmenize ve daha "fit" (dinç) olma hissini taşımanıza önemli katkılarda bulunur. Egzersiz yapan anne adaylarında gebeliğe bağlı şikayetler (uykusuzluk, bel ağrıları, bacaklarda kasılmalar, varis, basur gibi) daha az görülür. Gebelikte düzenli yapılan egzersiz sezaryenle doğum riskini azaltır, annenin doğum sonrası "toparlanma ve kendine gelme" süresini kısaltır ve nihayet doğum sonrası daha kolay kilo vermesine önemli katkılarda bulunur.

Gebelik dönemlerinde egzersiz yapan anne adaylarının bebeklerinin beyin gelişimlerinin daha "iyi" olduğuna dair az sayıda yayın olmakla birlikte bu yayınların sayısı ve incelenen olgu sayısı bu konuda bir yorum getirebilmek için yeterli değildir.

Her anne adayı egzersiz yapabilir mi?

Gebelikte uygulanabilecek egzersiz türleri ve günlük uygulama miktarı her anne adayı için farklıdır. Profesyonel sporcu anne adayları, düzenli spor yapmaya alışkın olan anne adayları, gelişigüzel spor yapan anne adayları, hiçbir şekilde spora vakit ayırmayan anne adayları ve yüksek risk faktörleri taşıyan anne adayları için yapılacak egzersizin nitelikleri önemli farklılıklar gösterir. Genel olarak söylemek gerekirse belli kurallara uyulduğunda her anne adayının kendine uygun olan egzersizler olduğunu söyleyebiliriz.

Gebelikte egzersiz yaparken dikkat edilmesi gerekenler

  • Gebelikte egzersiz yapmayı düşünen bir anne adayı bunu mutlaka doktoruna iletmeli ve doktorunun muhtemel kısıtlamalarına uymalıdır. Daha önceden erken doğum yapmış, ya da önceki gebeliklerinde değişik sorunlar yaşamış anne adaylarında egzersizin kısıtlanması veya niteliklerinin iyi bir şekilde ayarlanması gerekir. Yine gebelik öncesinden çeşitli hastalıkları olan anne adayları (kalp ve solunum yolu hastalıkları gibi) da egzersiz uygulamaları için doktorlarından onay almalıdırlar.

  • Egzersiz yapan bir anne adayı beslenmesine dikkat etmelidir. Düzenli egzersizde doğal olarak günlük kalori ve sıvı ihtiyacı artar. Günlük alınması gereken sıvı miktarı mevsimsel ve iklimsel özelliklere göre değişmekle beraber günde 8-12 su bardağı sıvı alınmalıdır (Pratik bir yöntem: idrarınızın rengi açık sarı olmalıdır. Aldığınız vitaminler idrar renginizi ne kadar koyulaştırırsa koyulaştırsın, koyu sarı bir idrar çıkarıyor olmanız sıvı alımınızın yetersiz olduğunu gösterir).

  • Egzersiz esnasında yapılan egzersizin niteliklerine uygun, mevsimle uyumlu kıyafetler giyilmelidir.

  • Düzenli olarak egzersiz yapmaya karar verdiyseniz bunun için zaman ayırmalısınız. Fırsat buldukça yapılan egzersizler amacına ulaşmazlar. Herhangi bir sağlık problemi olmayan bir anne adayı haftada 3-5 kez, 20-30 dakika devam eden ve yorucu olmayan egzersizler uygulayabilir. Arada sırada uygulanan egzersizler kaslarınızın "tutulmasına" ve egzersiz sonrası günlerce ağrı duymanıza neden olabilir. Ayrıca düzensiz egzersiz yapan anne adayları egzersiz esnasında kendilerini daha kolay yaralayabilirler. Egzersiz asla kilo alımını kısıtlamak için yapılmamalıdır. Amaç formda kalmaktır.

  • Egzersizleriniz esnasında vücut ısınız 38 dereceyi geçmemelidir. Bu, mutlaka egzersiz yaparken yanınızda bir termometre bulundurmanızı gerektirmez. Ancak siz kendinizi aşırı ısınmış hissettiğinizde muhtemelen ısınız da yüksek demektir. Yüksek ısı uzun sürdüğünde bebeğinize de geçerek zarar verebilir. Aşırı ısındığınızda egzersize ara vermelisiniz. Pratik olarak söylemek gerekirse her 15 dakikada bir dinlenme araları vererek ısı artışını engellemelisiniz.

  • Egzersiz yaparken normal bir şekilde konuşmaya devam edemiyorsanız, yani nefes nefese kalıyorsanız, egzersiz vücudunuzu zorluyor demektir. Yaptığınız egzersizin ağırlığını, normal konuşmaya devam edebilecek şekilde düzenleyin.

  • Nabız hızınız egzersiz yaparken dakikada 140'ı geçmemelidir. Bunu saptamak için 10-15 dakikalık aralıklarla nabzınızı kontrol edin ve egzersiz ağırlığınızı buna göre ayarlayın.

  • Egzersize başlamadan önce 5 dakika boyunca yürüme ve hafif gerilme egzersizleriyle vücudunuzu ısıtın. Egzersize son verirken de yine birden değil, egzersizin şiddetini yavaş yavaş azaltarak egzersizi bitirin. Isınma gerçekten çok önemlidir ve kas ve eklemlerinizin yapacağınız egzersizlere hazırlanmasını sağlar, bu da egzersiz esnasında yaralanma ve egzersiz sonrasında "kas tutulması" ve buna bağlı ağrı çekme riskinizi önemli derecede azaltır. Egzersizi yavaş yavaş azaltarak bitirmeniz de yine nabız ve solunum hızınızın yavaş yavaş eski haline dönmesine yardımcı olarak, kan akımınızın kaslarınızda birikmesini engeller.

  • Gebelik ilerledikçe anne adayının ağırlık merkezi önemli değişiklikler gösterir. Denge buna bağlı olarak gebelik öncesi döneme göre daha zor sağlanır. Bu yüzden özellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren dengenizi daha kolay kaybedebileceğinizi aklınızdan çıkarmamalısınız.

  • Gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren vücudun tüm eklemlerinde esneklik artar. Buna karşın, üçüncü trimesterde vücut sıvısının belirgin olarak artması eklemlerin hareketliliğini kısıtlayabilir. Özellikle üçüncü trimesterde gevşeme maksimum olduğundan kendinizi yaralama riskiniz artar. Egzersiz yaparken eklemlerinizi aşırı zorlamamaya dikkat etmeli ve ani hareketlerden kaçınmalısınız.

  • Gebeliğin ikinci yarısından itibaren özellikle sırtüstü pozisyondayken tansiyonunuzun aniden düşebileceğini unutmamalı, bu dönemden itibaren sırtüstü pozisyonda yapılan egzersizlerin süresini mümkün olduğunca kısıtlamamalısınız. Uterus büyüdükçe vena cava inferior adı verilen ve vücudun alt kısımlarından kalbe dönen kanı toplayan ana toplardamara bası özellikle sırtüstü pozisyonda problemlere yol açabilir.

  • Egzersiz yaparken yatar pozisyondan ayağa kalkma esnasında dikkatli olmalısınız. Gebelik döneminde ani ayağa kalkma tansiyonun aniden belirgin olarak düşmesine neden olabilir. Yavaş yavaş ve bir yerden destek alarak kalkmalısınız.

Şu durumlarda egzersizi kesmeli ve doktora başvurmalısınız:

Ani başlayan karın ağrısı, uterusta kasılmalar, bebek hareketlerinin durması ve yeterli istirahat edilmesine rağmen geri dönmemesi, kanama, baş dönmesi, görme bozuklukları, nefes darlığı, çarpıntı, taşikardinin (nabzın ileri derecede hızlanması) istirahatla normale dönmemesi, şiddetli bel ağrısı, pubik bölgede (leğen kemiğinizin karnınızın en alt kısmında yer alan bölge) ağrı ve yürüme zorluğu.

Gebelikte yapılması uygun olmayan egzersiz türleri

Kural olarak uterusa direkt darbe gelme riski olan egzersiz türlerinden (topla yapılan spor türleri gibi), düşerek yaralanma riskini artıran spor türlerinden (kayak, su kayağı, sörf, bisiklete binme, ata binme, atlama sporları gibi), karın içi basıncını artıran spor türlerinden (ağır kaldırma gibi), eklemlerde aşırı hareketlere ve kas ve ligamanlarda aşırı gerilmeye yol açan spor türlerinden (aletli jimnastik, aletsiz zorlamalı jimnastik gibi) ve vücudun aşırı ısınmasına ve kalbin fazla çalışmasına neden olan egzersiz türlerinden (hızlı koşu, uzun süreli devam eden egzersiz türleri gibi) kaçınılmalıdır.

Yukarıdaki listeye bungee jumping, yamaç paraşütü, voleybol, scuba diving, dağa tırmanma, motorlu su sporları (banana, jet ski gibi, kayak (hem klasik hem de snowboard) eklenebilir.

Gebelikte uygulanabilecek bazı egzersiz türleri hakkında bilgiler
Yürüme, hızlı yürüme: Yürüme ve vücudu zorlamadan hızlı adım yürüme gebelik için en uygun olan egzersiz olarak kabul edilebilir. İlk kez gebelik döneminde egzersiz yapmaya karara vermiş bir anne adayı için en güvenli egzersiz türü yürümedir.

Yüzme: Gebelikte yapılabilecek en iyi sporlardan biri de yüzmedir. Suyun belli bir kaldırma gücü olduğundan anne adayını zorlamayan bir spor türüdür. Yüzme, tüm vücut kaslarını çalıştıran ve geliştiren bir spordur. Yine nabız dakika sayısı ve rahat nefes alabilme gibi konulara dikkat ederek yüzme sürenizi ve hızınızı ayarlayabilirsiniz.

Yüzmek için havuzlardan faydalanabileceğiniz gibi denizden de faydalanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken yüzeceğinizi suyun temiz olmasıdır (havuz iyi klorlanmış olmalı, deniz ise yetkili kurumlarca bakteriyolojik değerlendirmesi yapılmış bir deniz olmalıdır). Suyun ılık olması önemlidir.

Yaralanma riski ve karnınızın üstüne düşme riski nedeniyle suya atlamaktan kaçınmalı ve uzun süre nefessiz kalarak suyun dibinden gitme gibi aktivitelerden gebelik döneminde kaçınmalısınız.

Jogging ("yavaş tempolu koşu"): Gebelikte yürüme gibi koşma da iyi bir spordur. Dikkat etmeniz gereken koşu esnasında rahat ve mevsime uygun kıyafetler giymek, nabız ve solunumunuza göre koşma hız ve sürenizi iyi bir şekilde ayarlamaktır. Koşu için özellikle yaz aylarında güneşin etkinliğinin nispeten daha az olduğu sabah veya akşam saatlerini tercih etmeli ve koşma parkurunuzun fazla engebeli ve düzensiz olmamasına dikkat etmelisiniz. Engebeli parkurlar ayağınızın takılarak düşme riskinizi artırır. Gebelik öncesinden koşu yapmaya alışkın değilseniz başlangıcı gebelikte yapmanız uygun sayılmaz. Bu durumda koşu yerine uzun mesafeli hızlı yürüyüşleri tercih edebilirsiniz.

Bisiklete binme: Özellikle birinci trimester (ilk üç aylık dönem) sonrasında ev dışında bisiklete binme uygun olmayabilir. Anne adayının gebeliğin etkilerine bağlı olarak bisiklet üzerindeyken dengesini kaybetme riski artar. Bunun yerine evinizde iyi havalandırılmış bir odada ev bisikleti ile düzenli pedal çevirerek egzersiz yapabilirsiniz. Birçok ev bisikletinde nabız ölçmeye yarayan bir alet de mevcuttur. Bununla düzenli olarak nabzınızı kontrol ederek egzersiz yoğunluğunuzu ve süresini ayarlayabilirsiniz. Ev bisikleti kullanırken de her egzersizde olduğu gibi öncesinden ısınmayı ve egzersizi bitirirken birden değil yavaş yavaş bitirmeye özen göstermelisiniz.

Yapabileceğiniz ve yapamayacağınız spor türleri elbette bu sayfada tam bir liste olarak sunulmamıştır. Belli bir spor türünün gebelik döneminde uygulanabilirliği konusunda şüphede kaldığınızda bunu mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Nefes Alma Teknikleri
 

Normal doğum esnasında "ıkınırken" güçlü bir nefese ve güçlü karın kaslarına ihtiyaç duyacaksınız. Aşağıdaki yazıda kasılmalar esnasında bebeğinize maksimum oksijen gitmesi için yapmanız gerekenleri bulacaksınız.

Doğum eyleminde uygulayacağınız doğru nefes alma-verme tekniklerini gebelik döneminizde ne kadar sık uygularsanız bu teknikleri o kadar iyi öğrenirsiniz.

Doğum eylemi esnasında doğru nefes alıp verme iki açıdan önemlidir: doğum eyleminde belli aralıklarla gelen uterus kasılmaları esnasında bebeğinize giden kan akımı nispi olarak azalır. Bu fizyolojik, yani normal bir durumdur. Siz bu esnada derin bir nefes aldığınızda kanınıza normal bir nefeste geçtiğinden daha fazla oksijen geçer ve bu ek oksijen kasılmalar esnasında bebeğinizin oksijensiz kalmasını önler.

Doğru nefes alıp vermenin diğer bir önemi de şudur: kasılmalar esnasında duyacağınız muhtemel ağrı, zihinsel olarak daha çok doğru nefes alıp vermeye odaklanmış olmanız nedeniyle daha hafif olarak algılanacaktır.

Alıştırmalar:
 

  • Gevşeme: Yere yatın ve dizlerinizi bükün. Vücudunuzdaki bütün kasları bilinçli bir şekilde teker teker gevşetin. Bunun ne kadar zor olduğunu denedikçe göreceksiniz. Tüm kaslarınızı gevşettiğinizi düşündüğünüzde bile tekrar yaptığınız bir kontrolde bazı kaslarınızın halen kasılı olduğunu görebilirsiniz. Tümüyle gevşemiş olmaya özen gösterin.

  • Derin nefes alma-verme: Tümüyle gevşediğinizden eminseniz sanki 45-50 saniye süren bir kasılmanız varmış gibi hissetmeye çalışın. Burnunuzdan (eğer burun tıkanıklığınız varsa ağzınızdan) içinize mümkün olduğunca ve yavaş yavaş derin bir nefes çekin, bu nefesi yine yavaş yavaş ağzınızdan dışarı verin. Bu esnada bütün kaslarınızın gevşek olduğunu tekrar kontrol edin. Kafanızda canlandırdığınız kasılmalar devam ettikçe bu işleme devam edin.

Dikkat: Nefes alıp verme işlemini çok hızlı yaparsanız, kanınızdaki karbondioksit hızlı bir şekilde azalabilir, bu da geçici bilinç kaybına kadar gidebilen durumlara yol açabilir, bu nedenle derin nefes alma işlemini yavaş yavaş uygulayın. 45-50 saniye süren bir kasılmada 5-7 adet nefes alma-verme uygundur.
 

  • Karından nefes alma tekniği: Bu egzersiz karın kaslarınızın gevşemesine yardımcı olduğu gibi, kasılı kasların uterus üzerine gereksiz baskı yapmasını engeller:

Yere uzanın ve ellerinizi karnınızın üzerine yerleştirin. Derin bir nefes alarak karnınızın "şişmesini" sağlayın. İçinizden beşe kadar saydığınız sürede bu pozisyonu koruyun. Nefesi ağzınızdan verin ve bu işlemi 4-5 kez tekrarlayın.

Doğum İçin Egzersizler

 a) NEFES EGZERSİZLERİ:
 
 Özel bir çaba harcamadan nefes alındığında, yani kendiliğinden nefes alındığında, havanın vücudunuza giriş şekline dikkat edilmez. Göğüs ve karın yavaşça ve hafif kalkarlar. Nefes alış şeklinizi gözlemleyin, bir elinizi göğsünüze koyun, diğerini karnınıza. Hangisi daha çok kalkıyor?
 
Şimdi biraz göğüs nefesi egzersizleri yapalım:
 

 Egzersize başlamadan önce derin bir nefes verin. Sonra nefes alarak göğsünüzü şişirin. Bu sırada akciğerler hava ile dolacak ve diaframı aşağıya itecektir. Daha sonra nefesinizi yavaşça üfleyin.
 
 ?imdide bir karın nefesi egzersizi yapalım: Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınıza koyun ve derin bir nefes alın, ama bu nefesi alırken göğsünüz hiç kalkmadan yalnızca karnınızı şişirin. Daha sonra karnınızı olabildiğince içeri çekerek üfleyin. Bu iki nefesi, yani karın ve göğüs nefesini ayırmak önemlidir, çünkü doğumda özellikle göğüs nefesinize hakimiyetiniz size çok yararlı olacaktır.
 
 Doğum için gerekli bazı nefes egzersizlerini birlikte inceleyelim:
 

 Tutulmuş nefes: Derin bir nefes alın ve sonuna geldiğinizde nefesinizi tutun, içinizden ona kadar sayın, sonra havayı ağızdan bırakın. Bu tutulmuş nefes doğum sırasında özellikle bebeğinizi dışarı iterken faydalı olacaktır.
 
 Yüzeysel küçük nefes: Hafifçe ve çabucak, ses çıkarmadan nefes alıp verin. Yalnızca göğsünüzün üst kısmı kıpırdamalı, karın hemen hemen hareketsiz kalmalıdır. Bu nefes ritmik olmalı. Dolayısıyla nefes alma zamanının verme zamanına eşit olmasına dikkat edin. Bu nefesi ağzınızı açık veya kapalı iken yapabilirsiniz. Bu yüzeysel nefes rahim ağzının doğum için genişlemesini sağlayan güçlü kasılmalar geldiğinde işe yarayacaktır.
 
 Büyük sık nefes: Bu kez nefes ritmi hızlanmalı, saniyede tam bir nefes alıp vermek gerek. Ağız yarı açık nefes alın, nefes verin. Bu nefes rahim ağzı genişlemesinin sonunda bebeği iterken ve bebek dışarı çıktıktan sonra kendinizi engellemeniz gerektiğinde çok işe yarayacaktır.
 
 Bu farklı nefeslere hakim olmayı öğrendikten sonra bir doğum provası yapalım. Bebeği dışarı atma sırasında duracağınız pozisyona geçin, yani sırt yastıklarla kalkmış, bacaklar bükülü,uyluklar ayrılmış.
 
 Bu pozisyonda kendinizi şu egzersize alıştırın: Önce bebeği dışarı itmeyi kolaylaştıran nefes tutmayı yapın, hemen ardından bebeği daha fazla itmeyi engelleyen sık sık yüzeysel küçük nefesleri yapın. Doğum sırasında önce bebeği itmek için kendinizi kastıktan sonra, birden çocuğun başı göründüğünde ebe artık itmeyin itmeyin diyecektir.
 
 Pratikte şöyle anlaşılacaktır: Tutulmuş nefes, nefes alın,tutun,itin itin,itin. Sonra hemen ardından artık itmeyin, ağzınızı açın, nefes alın, verin, alın, verin. Tutulmuş nefesten hemen sık nefese geçmek kolay değildir. Bu yüzden çalışmak gerekir. Ancak bu nefes egzersizlerini yaparken arada normal solumanıza dönüp, kendinizi dinlendirmeyi unutmayın.
 
 b) RAHATLAMA YADA GEVŞEME EGZERSİZLERİ:
 
 Rahatlamayı yani sinirleri ve kasları tümüyle gevşetmeyi başarmak kolay bir egzersiz değildir. Başarmak için en uygun koşullarda uygulamak gerekir. Dolayısıyla başlangıçta gürültüden uzak olmak için odanızın kapılarını ve pencerelerini kapamakla işe başlayın. Güçlü bir ışık rahatlamayı engeller, perdeleri de çekin. Eğer yatağınız çok yumuşak değilse yatağınıza, yoksa yere uzanın. Bir yastık başınızın altına, bir yastık ayaklarınızın altına, bir yastıkta hafif bükülü dizlerinizin altına yerleştirin. Yapacağınız egzersizin amacı aynı anda vücudunuzun bütün kaslarının gevşemesini sağlamaktır. Bunu başarmak için önce kasılma ile gevşeme arasındaki farkı anlamanız gerekir. Bunun için,vücudunuzun farklı kaslarından önce birini sonra diğerini kasıp gevşeteceksiniz. Yapmanız gerekene konsantre olun ve her hareketi yavaşça yapın. Sağ elden başlayın:yumruğunuzu sıkın, gerilmeyi birkaç saniye koruyun, sonra düzenli olarak bırakın. Aynı şeyi sol el ve kollarla da yapın. Ardı ardına ayak parmaklarını, ayak bileği kaslarını, uylukları kasıp bırakın. Kas kasılmasıyla gevşemeyi ayırt etmeye kendinizi alıştırana kadar kasılmayı her keresinde birkaç saniye tutun.
 
 İlk rahatlama seansınızı bu kaslarınızın bilincine varma işlemine adayabilirsiniz. Sonra gevşemenin ileriki seanslarında vücudun her bir bölümü ayrı ayrı ele alınır. Bir gün kollar, ertesi gün bacaklar,üçüncü gün yüz gibi. Başlangıçta yüzünüzü gevşetmeniz zor olacaktır, çünkü yüzde altmışa yakın kas vardır. Önce hepsini aynı anda kasmayı deneyin: Ağzı ve gözleri iyice kapatın, çeneleri kasın, alnı da unutmayın.
 
 Gevşemeyi başarıp başaramadığınızı şu test gösterecektir. Kolunuzu kastıktan sonra tümüyle gevşetin, sonra birinden kolunuzu kaldırmasını isteyin. Eğer bu kişi hiç bir dirençle karşılaşmadan kaldırabiliyor ve bıraktığında kol cansız bir şekilde düşüyorsa gevşemeyi başardınız demektir. ?imdi vücudunuzun bütün kaslarının gevşemesini aynı anda elde etmeyi deneyin. Derince üç yada dört kez nefes alın. Sonra nefes alırken bütün kaslarınızı, kolunkileri, bacağınkileri, karın kaslarını, yüz kaslarını kasın. Böylece üç yada dört saniye kalın. Sonra tümüyle nefes vererek gevşeyin. Birkaç saniye sonra vücudunuzun tümüyle pörsümüş olduğunu ve yatağa gömüldüğünüzü hissedeceksiniz. Yavaş yavaş büyük bir iyilik sizi saracaktır. Nefesiniz düzenli ve sakin olacaktır. Gevşeme seansından sonra birden kalkmayın,başınız dönebilir. Önce oturun sonra yavaşça kalkın.
 
 Mükemmel bir şekilde gevşemeyi öğrenmek için birkaç gün yeter. Tam bir gevşeme gerçek bir konsantrasyon olmadan elde edilemeyeceğinden, başlangıçta beş dakikadan fazla ayırmayın. Yoksa gevşemek yerine yorulursunuz. Bir süre sonra, günlük gevşeme seanslarından vazgeçemeyeceksiniz. Özellikle hamileliğiniz yüzünden biraz sinirliyseniz sizi dinlendirecektir.Bu egzersizler size sıkıcı gelirse yerini uyku ile doldurabileceğinizi düşünmeyin.Uyku vücudun ve ruhun tam gevşemesi anlamına gelmez. Uyurken endişeleriniz ve gördüğünüz düşler kasılmalara neden olur. Bu rahatlama seanslarını özellikle rahat bir gece geçirmeniz için uyumadan önce akşam yapmanızı öneririz. Rahatlama uykuya en iyi hazırlıktır. Altıncı,yedinci aydan sonra büyüyen karnınız sırtüstü yatarken sizi rahatsız edebilir, bu nedenle egzersizinizi sol tarafınıza yatarak yapabilirsiniz.

Sezeryan mı Normal Doğum mu?
 

Hamile kalan her bayanı ,birazda babaları katarsak yeni anne ve baba adaylarını 9 ay boyunca en çok düşündüren konu doğumun nasıl olacağıdır. Özellikle ilk hamilelikte hamile bayan doğumda neyle karşılaşacağını, hangisinde neler hissedeceğini bilmemekte sezaryenin mı yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememekte, arkadaşları, aile büyükleri, daha evvel bebek sahibi olmuş kişilerin söyledikleri ile bir o tarafa, bir bu tarafa meyil etmekte, panik ve heyecan içinde bir çıkar yol aramaktadırlar.

Peki ne ne zaman yapılmalı, nasıl karar verilmeli? Kime danışmalı?

Tabi ki bu konudaki yol göstericiniz, daha doğrusu karar verecek ve kararı size onaylatacak kişi hekiminizdir. Çünkü sizin ne istediğiniz veya neye inandığınızdan çok önemli olan ,neyin gerekli olduğu veya sezaryenin mı yoksa normal doğumun mu hem anneye hem de bebeğe o anki pozisyon içinde faydalı olacağıdır.

Hemen her gebelikte başlangıçta yapılan kontrollerde bir özellik yoksa doğumun normal doğum olarak yapılması planlanmalı,eğer gebelik sırasında veya son dakikalarda bir problem ortaya çıkarsa sezaryene dönüle bilinmelidir. Yani başlangıçta özel bir durum yoksa şu veya bu olacak diye kesinkes şartlanılmamalıdır,çünkü doğum anında veya yaklaştıkça her şey değişebilir, oluşabilecek sıkıntılara göre kararlarda değişebilmektedir.

Gebeliğin başlangıcında kesinkes sezaryene karar verdiğimiz bazı özel durumlar vardır, bunların başında;

  • Çatısı dar (kalça yapısı doğum yapamayacak kadar dar olan), doğuma uygun olmayan hanımlar,

  • Bebeğin duruş bozukluğu (yan duruş gibi doğuma olanak vermeyen duruşlarda) olduğu durumlarda,

  • Genelde yaşlı gebeliklerde ( 35 yaş üstü ve ilk gebeliği olan hanımlarda)

  • Bazı çok genç anne adaylarında

  • Anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarında (çeşitli göz bozukluğu, yüksek tansiyon, bel fıtığı gibi )

  • Anne adayının psikolojik olarak veya zihinsel olarak normal doğumu tolere edemeyeceği durumlarda,

  • İkiz, üçüz gebeliklerin çoğunda,

  • Gebelik sırasında gelişen tansiyon problemlerinde,

  • Rahim ağzı hastalığı (rahim ağzı kanseri gibi) olanlarda,

  • Plasentanın (çocuğun eşi) rahim ağzını kapadığı durumlarda,

  • Genelde eski sezaryen geçirmiş hanımlarımızda,

  • Bazı kalp rahatsızlıklarında,

  • Vajinada mikrop veya hastalık olan bazı durumlarda (herpes veya tümör gibi),

  • Vajen daraltma ameliyatı geçirmişlerde

ve birkaç diğer nedende hekiminiz sizi değerlendirecek ve kesin karar verebilecektir. Bunların dışındaki kesin olmayan durumlarda verilecek karar gebeliğin gidişine ,annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişecektir.

Normal doğum; yıllardır insanoğlunun ve bütün memeli canlıların soylarını devam ettirdikleri doğal bir yöntemdir. En önemli özelliği kendi kendine olmasıdır. Normal bir doğum sonrası anne kısa bir dinlenme süresi sonunda normal günlük yaşantısına dönebilmektedir. Ve eğer doğumu hastanede yapmışsa (ki artık evde doğumu oluşabilecek aksiliklerin önlenebilmesi açısından önermiyoruz) kısa sürede evine dönecektir. Bazılarına göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta, geliştirmektedir.

Peki normal doğumun rizikoları nelerdir; tamamen normal seyreden bir doğumda bile her an bir problem gelişebilir:

  • Bebeğin çıkışta oksijensiz kalması,

  • Bebeğin çıkışta sıkışıp kalması,

  • Vajende oluşabilecek yırtıklar,

  • Zor doğumlarda sonradan ortaya çıkan idrar kaçırma problemleri ve bunun gibi nedenlerdir.

Ama bu tip sıkıntılar çok nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılmaya çalışılan normal doğumlarda hemen müdahale etme şansı vardır.

Anne adaylarımızı normal doğumdan korkutan olayların başında ise bazen 12 saate kadar uzayabilen doğum sancılarının yarattığı sıkıntıdır. Ama günümüzde gelişen anestezi teknikleri ile ağrısız doğum, hipnozla ağrısız doğum gibi yenilikler bu korkuları ortadan kaldırmaktadır.

Başkaca ise doğumun nerede ve ne zaman başlayacağının bilinmemesi, hastaneye yetişememe veya doktoru bulamama gibi nedenler anne adaylarını sezaryene yönlendirmektedir. Ama bunlarda daha önceden hekiminiz ile bütün olasılıklar konuşularak yok edile bilinir.
Sezaryen; anne karnının kesilerek rahmin içinden bebeğin karın yolu ile çıkarılmasıdır (doğurtulmasıdır). Sezaryen (tıbbi olarak ''sezaryen seksiyo'' olarak adlandırılır) isminin Julius Sezar'ın doğumuyla bir ilgisi olmadığı düşünülmektedir. Tarihçilere göre bu isim Numa Pompilius (M.Ö 715-642) zamanından beri gelip Sezar (Casears) kanunlarında geçen bir hükme göre ölen gebeliği ilerlemiş kadınların rahimlerindeki çocuğun alınması gerekliliğinden gelmiştir, yani lex caesarea kelimesinden gelmiştir. Bazı tarihçilere göre ise latince kesmek (caedere) kelimesinden türemiştir.

Canlı bir hastada ilk sezaryen 1610 yılında yapılmıştır ve ilk başarılı sezaryen ameliyatı ise 1794 yılında Amerika'da gerçekleştirilmiştir.

Sezaryenle, normal doğumda oluşabilecek yukarıda saydığımız ve sayamadığımız bütün rizikolar yok edilmektedir. Ve son yıllarda da sezaryen ile doğum sayısında büyük bir artış vardır,bunun nedeni de anne adaylarının normal doğumdan korkmaları ve kendilerinin sezaryen istemeleridir. Sezaryenle doğumda bebek açısından bütün risklerin çok azalması da büyük bir avantajdır. Bunun yanında sezaryenle doğumda normal doğuma göre anne açısından daha risklidir. Birinci risk anestezidir, ,ama epidural veya spinal anestezi ile (sırttan yapılan iğne ile belden aşağısının uyuşturulması) bu rizikoyu azaltılmakta buna ek olarak iğnenin yapıldığı yerden omur-beyin sıvısı iltihabı rizikosu az da olsa gündeme gelmektedir. Sezaryen sonrası 3-4 gün hastanede kalma, normal hayata dönmenin 5-6 günü bulması, ameliyat sonrası ağrı normal doğuma göre dezavantajdır. Ameliyat yerlerinden enfeksiyon kapma, geç yara iyileşmesi, veya iyileşmemesi, uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrı olabilmesi, karın içinde yapışıklıklar olabilmesi sezaryenin rizikolarındandır.

Görüldüğü gibi her ikisinin de bir birine göre avantajlı, dezavantajlı yönleri vardır, ve tek başlarına değerlendirilmemektedirler. Yapılması gereken zamanın ve gebeliğin hem anne hem de bebek için neler getirdiğine bakmak, neyin her ikisi içinde en iyisi olacağına doğru karar vermektir. Bunun içinde herhangi bir fikirde ısrarcı olmadan sakin ve kontrollü hareket etmek, hekiminizin uyarı ve önerilerine uymak, onunla uyum içinde hareket etmek gerekmektedir, ve son kararı koşullara göre onunla birlikte vermek en uygun olanıdır.