|
Hormon
Tedavisi, Kanser ve Gerçekler
Menopozda hormon replasmanı son
çeyrek yüzyıla damgasını vuran güncel ve önemli bir tedavi
yaklaşımıdır. Menopoz sonrası kadının vücudunda üretimi azalan
hormonların dışarıdan verilen ilaçlar ile yerine konması ve bu
sayede menopoz sonrasında görülen ateş ter basmaları ve vajinal
kuruluk gibi kısa vadeli veya kemik erimesi ve koroner damar
hastalığı gibi uzun vadeli sorunların tedavisi veya önlenmesinde
önemli yer tutmaktadır.
Tedavide hormonların kullanılıyor olması ve hormonlar ile
çeşitli kanserler arasında ilişki olabileceği düşüncesi en
baştan beri gerek hekimlerin gerekse hastaların aklını
kurcalayan bir soru işareti olmuştur. Hormon-kanser veya
hormon-kalp hastalığı ilişkilerini kanıtlamak amacıyla tüm
dünyada pek çok bilimsel araştırma yapılmış ve yapılmaktadır.
Özellikle kadınlık hormonuna bağımlı olabildiği bilinen rahim ve
meme kanserleri bu araştırmaların odağını oluşturmaktadır.
Randomize olmayan çalışmalarda meme kanseri görülme sıklığının
menopoz sonrasında hormon alan kadınlarda bir miktar artış
gösterdiği ise eskiden beri bilinen bir gerçektir. Ancak yapılan
çalışmaların neredeyse tamamında meme kanseri sıklığında hormon
alımına bağlı bir artış görülmesine rağmen meme kanserinden
ölümlerde hormon alan ve almayan kadınlar arasında fark
saptanmamıştır. Bu da hormon alan kadınlarda meme kanserinin
daha erken tanınmasına ve hormona bağımlı meme kanserlerinin
diğerlerinden daha iyi huylu olmasına bağlanmıştır.
Menopoz öncesinde kadınlarda koroner damar hastalıkları görülme
sıklığının erkeklerin sekizde biri olması ve bu sıklığın menopoz
sonrasında erkeklerinkine eşit hale gelmesi estrojen hormonu ve
koroner damar hastalıkları arasında yakın bir ilişkinin var
olabileceğine işaret etmektedir. Nitekim tarihsel kontroller
kullanılarak yapılan çalışmalarda hormon alan kadınlarda korner
damar hastalıklarının görülme sıkılığında %50 ye varan azalmalar
olduğu iddia edilmiş ve menopoz sonrasında hiçbir yakınması
olmayan kadınlarda dahi hormon replasman tedavisi geleceğe
yönelik korunma amacı ile önerilmiştir. Hayvanlar üzerinde
yapılan deneylerde de estrojenin korner damarlar üzerine
doğrudan etki göstererek koruma sağladığı ve bunun kan
yağlarında olan olumlu değişiklikler ile beraber olduğunda
koruyucu etkinin arttığı söylenmiştir.
Literatürdeki tüm çalışmaların geriye dönük olması ve bununda
aldatıcı sonuçlar verebileceği bilindiğinden rasgele seçilmiş
denekler üzerinde yapılan çift kör bir çalışma planlanmış ve
Womens Health Initiative adı verilen çalışma yaklaşık 16 000
denek üzerinde başlatılmıştır. WHI çalışmasının sonuçları 2005
yılında beklenmesine rağmen 17 Temmuz da çalışmanın sona
erdirildiği bildirilmiş ve ara sonuçlar Amerikan Tıp Cemiyetinin
resmi yayın organı olan JAMA dergisinde yayınlanmıştır.
Çalışmacılar hormon alan koldaki deneklerde meme kanseri ve
korner damar hastalıklarına yakalanan denek sayısının çalışmanın
planlanması sırasında önceden belirlenen istatistiki anlamlılık
sınırlarını aştığı gerekçesi ile çalışmanın devamını etik olarak
yanlış bulduklarını belirterek çalışmayı planlanan zamandan önce
durdurmuşlardır. Medya da da geniş yer bulan bu durum hormon
replasman tedavisi alan kadınları panik ortamına sevk etmiş,
hatta konu ile ilgilenen ve hastalarına hormon tedavisi öneren
hekimlerde de endişe ve kuşku uyanmasına neden olmuştur.
Peki bütün bunlar ne anlama gelmektedir ve hastalara söylenmesi
gereken nedir? Gündeme aniden oturan bu çalışmanın en önemli
özelliği daha önceki gözleme dayalı araştırmaların aksine konu
ile ilgili ilk deneysel çalışma olmasıdır. 16.000’den fazla
hasta 2 gruba ayrılmış bunlardan bir kısmına östrojen ve
progesteron isimli kadınlık hormonları içeren tabletler
verilirken diğer grup hastaya plasebo olarak adlandırılan ve
aktif madde içermeyen sahte ilaçlar verilmiştir. Hastalar
önceden saptanan kriterler açısından belirli aralıklarla
incelenmiş ve tedavilerden elde edilen sonuçların analizi
yapılmıştır. Başlangıçta 8.5 yıl sürmesi planlanan çalışma 5.2
yıl sonunda meme kanseri görülme sıklığında saptanan ve güvenli
sınırın üzerinde bulunan artış nedeniyle durdurulmuştur.
Bu bilginin medyada yer alması ve sonuçların yanlış
yorumlanması hormon replasman tedavisi alan hastalarda doğal
olarak endişe yaratmıştır. Yazılı ve görsel basında yer alan
sonuçları gören kadınlar meme kanseri olacakları kuşkusuyla
panik yaşamaya başlamışlardır.
Bilimsel açıdan son derece önemli olan bu çalışmayı doğru
anlamak ve sonuçları çarptırmadan yorumlamak yaşanan kaosun
giderilmesi açısından elzemdir.
Adı geçen araştırmayı değerlendirebilmek için öncelikle amacını
doğru anlamak gerekir. Amerika Birleşik Devletlerinde 40 ayrı
merkezde ortaklaşa yürütülen bir grup araştırmanın bir bölümünü
oluşturan bu çalışmanın amacı herhangi bir yakınması olmayan ve
rahimleri alınmamış menopozdaki kadınlarda hormon replasman
tedavisinin korner kalp hastalıklarına karşı koruyucu olup
olmadığını araştırmaktır. Çalışmada tedavi alan kadınlara
östrojen ve progesteron içeren tek bir tip ilaç verilmiştir.
Hastalardaki koroner kalp hastalıkları, damar hastalıkları, meme
ve kalın barsak kanseri görülme sıklıkları, kalça kırığı
oranları ve tüm nedenlere bağlı ölüm sıklıkları
değerlendirilerek sonuçlar aktif tedavi almayan gruptaki
hastalarla karşılaştırılmıştır. Takipler sırasında meme kanseri
görülme sıklığı beklenilenden fazla bulunduğu için araştırma
öngörülenden yaklaşık 3 yıl önce sonlandırılmıştır. Öte yandan
araştırmanın diğer ayağı olan rahimleri alınmış hastalarda tek
başına östrojen verilmesinin yararlarını inceleyen çalışma
durdurulmamıştır. Çalışmanın bu kolu halen devam etmektedir.
WHI çalışmasının yorumları aşağıdaki gibi yapılabilir:
Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda korner kalp
hastalıklarının görülme sıklığında %29’luk bir artış
saptanmıştır. Sonuçlar istatistiksel olarak yapılandırıldığında
herhangi bir tedavi almayan 10.000 kadından 30’unda korner kalp
hastalığına rastlanırken hormon replasman tedavisi alan 10.000
kadının 37’sinde bu tür bir hastalık ortaya çıkmaktadır. Tedavi
alan ve almayan kadınlar arasındaki fark 10.000 kadında sadece 7
dir. Başka bir deyişle tedavi alındığında 10.000 kadında sadece
7 tane fazla kalp hastasına rastlanacaktır.
Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda inme (stroke)
sıklığında %41’lik bir artış saptanmıştır. Tedavi alan 10.000
kadının sadece 29’unda inme olayı yaşanırken, tedavi almayan
kadınlardaki inme görülme sıklığı 10.000’de 20’dir.
· Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda damarlarda
pıhtılaşmaya 2 kat daha fazla rastlanmaktadır. Derin ven
trombozu görülme sıklığı tedavi alan ve almayan hastalarda
sırasıyla 10.000’de 34 ve 16’dır.
Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda meme kanserine %26
daha fazla rastlanmaktadır. Kamuoyunda en fazla gündem işgal
eden konu budur. Yapılan çalışmada hormon replasman tedavisi
alan 10.000 kadının 38’inde meme kanserine rastlanırken, tedavi
almayan kadınlarda bu sayı 30’dur.
Hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kalın barsak
kanserine %37 daha az rastlanmaktadır. Kalın barsak kanseri için
oranlar 10.000’de 10ve 16’dır.
Hormon replasman tedavisi alanlarda kalça kırıklarına üçte bir
oranında daha az rastlanmaktadır. Oranlar 10.000’de 10 ve
15’dir.
Genel ölüm oranları ve nedenleri açısından bakıldığında tedavi
alan ve almayan grup arasında anlamlı fark yoktur.
Yukarıdaki bilgilerin medyaya yansıması, hasta hormon replasman
tedavisi aldığında %29 kalp hastalığına yakalanacak, % 26 meme
kanseri olacak ya da %41 inme geçirecekmiş şeklinde olmuştur. Bu
tamamen yanlış bir yorumlamadır. Üstelik araştırmada incelenen
parametreler birden fazla faktöre bağlı sonuçlar olup sadece
hormon replasman tedavisine bağlanamaz.
Bilimde tek bir araştırma ile genellemeye varmak doğru ve kabul
edilebilir bir yaklaşım değildir. Her araştırmanın eksik yanları
vardır. Pek çok araştırmadan elde edilen veriler
değerlendirilerek genel bir sonuca varılabilir. Elde edilen
sonuçların bilimsel geçerlilik kazanabilmesi ve kabul görmesi
için başka çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edilmesi ve
verilerin desteklenmesi gerekir. Bir anda gündemi meşgul eden bu
çalışmanın da eksik yanları vardır. Araştırmada sadece ağızdan
alınan estrojen ve progesteron içeren tek bir ilacın kullanılmış
olması en önemli kısıtlayıcı faktördür. Hormon replasman
tedavileri değişik şekillerde verilebilmektedir. Özellikle bant
şeklinde kullanılan tedaviler vücuttaki normal fizyolojiyi
taklit ettiklerinden olumsuz etki gösterme olasılıklarının düşük
olması beklenebilir. Araştırmayı yapan yazarların kendileri de
başka şekilde verilen tedaviler ile farklı sonuçlar
alınabileceğini belirtmektedirler. Öte yandan araştırmanın bir
diğer ayağı olan rahimleri alınmış olan kadınlarda sadece
östrojen verilmesi durumunda ise artmış bir risk olup olmadığı
henüz belli değildir.
Daha önce de belirttiğimiz üzere menopoz sonrası kadınlarda
korner kalp hastalıklarının yaşıtları erkekler ile benzer
sıklıkta görülmesi menopozda replasman tedavisinin kalp
hastalıklarına karşı koruyucu olabileceği fikrinin doğmasına
neden olmuştur. Ancak geçen zaman içerisinde yapılan çalışmalar
son zamanlarda sonuç vermiş ve hormon replasman tedavisinin
aslında kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu bir rolünün
olmadığı gözleme dayalı çalışmalar ile dokümanter edilmiştir.
Bu son çalışmanın amacı ve elde edilen veriler topluca
değerlendirildiğinde “herhangi bir şikayeti olmayan ve rahim
ameliyatı geçirmemiş kadınlarda, sadece kalp hastalıklarına
karşı koruma sağlamak amacıyla hormon replasman tedavisi
vermenin getirdiği sağlık risklerinin sağladığı yarardan daha
fazla olduğu” ve sadece bu amaçla hormon replasman tedavisi
verilmemesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.
Öte yandan ateş basması, terleme, mizaç değişikliği gibi
yakınmaları olan semptomatik hastalarda hormon replasman
tedavisinin kısa dönemdeki yararlı etkileri göz ardı edilemez.
Her kadın birbirinin aynısı olmadığı gibi gereksinimleri de
farklıdır. Hormon replasman tedavisi açısından da durum farklı
değildir. Sonuç olarak hormon replasman tedavileri hastaya özel
şekilde kişiselleştirildiği ve yakın takip edildiği müddetçe
hastaların medyaya yansıyan haberler nedeni ile panik olmaları
gereksizdir.
Menopozda
Hormon Tedavisi
Hormon Replasman Tedavisi menopoz
semptomlarının önüne geçmek, kalp hastalıkları ve osteroporoz
riskini azaltmak için estrojenin ve progesteronun dışarıdan
verimidir. Histerektomi ameliyatlarından sonra sadece estrojen
verilir.
Piyasada birçok ilaç mevcuttur bunlar Estrace®, Estraderm®,
Vivelle®, Climara®, Alora® and Fempatch. Estrojen yaygın olarak
hap formunda verilir ayrıca deri yoluyla vücuda absorbe edildiği
yapıştırma formları da vardır.
Menopoz yumurtalık fonksiyonlarının yerine getiremediği zaman
ortaya çıkmaktadır. Yumurtalıklar vücudun estrojen ihtiyacını
karşılamaktadır ve menopoz başlangıcında estrojen seviyesi
oldukça azalmaktadır. Bunun sonucunda bir takım sorunlar ortaya
çıkar, sıcak basması, vajinal kuruluk, uyumada güçlükler ve
genel psikolojide değişikliler.
Erken dönem semptomlarında olduğu gibi geç dönem semptomları
daestrojen seviyesindeki düşüklüğe bağlı gelişir. Koroner arter
hastalığı, osteoporoz ve genitoüriner sistemde meydan gelen
değişiklikler bu grubun içindedir. Bunların yanında pek önemli
olmaya minör sorunlar da ortaya çıkabilir. Deri, meme, saçlarda
değişimler meydan gelebilirMenopoz sonrası uygulanan hormon
tedavisinin en erken etkisi sıcak basması, gece terlemesi ve
vajinal kuruluğu önlemesidir.
Kalp Hastalık Riski
55 yaş üzeri kadınların ölüm nedenlerini arasında kalp
hastalıkları başı çekmektedir. Menopoz sonrası kadınların
yaklaşık yarısı kalp hastalıklarına yakalanmaktadır. Ancak size
uygulanacak hormon tedavisiyle bu risk büyük ölçüde ortadan
kalkacaktır. Koroner arter hastalığı menopoz sonrası meydana
gelebilecek en önemli sorunlardan biridir. Koroner arter
hastalığı menopoz sonrası dönemde ölüm nedenlerin büyük bir
kısmını oluşturmaktadır. Her 3 kadından biri bu yüzden
ölmektedir.
Koroner arter hastalığı damarlarda daralma sonucu ortaya
çıkmaktadır. Yaş ilerledikçe damar çeperlerine kolesterol
birikimi artmaktadır. Netice olarak damarlarda daralma meydana
gelir. Kalbe giden kan miktarında azalma meydana gelir. Menopoz
öncesi dönemde estrojen koruyuculuk görevini üstlenir. Estrojen
varlığında kötü kolesterol miktarı ve damarlarınızda pıhtı
oluşma riski azalır, koroner arterleri genişletir. Menopoza
girildiğindeyse estrojen seviyesinde azalama meydana gelir.
Sigara içen, kan basıncı yüksek olan, diyabet hastası olan,
şişmanlar, yumurtalıkları alınan, hormon tedavisi kullanmayan,
kolesterolü ve trigliseriti yüksek olan kadınlar daha fazla risk
taşımaktadırlar.
Kalp hastalığı Riskini Azaltma Yolları
Sigarayı azaltmak, tansiyonu ve diyabeti tedavi ettirmek,
düzenli eksersiz ve uygun diyet, hormon tedavisi kullanmakla
riskinizi azaltırsınız.
Osteoporoz
Hormon tedavisi ayrıca kemik erimesini de engeller. Menopoz
başlangıcından hemen sonra ve uzun süre kullanımı kemik
erimesini engellemede en etkili yoldur. Estrojen hapları kadar
yapıştırma formu da etki sağlar. Kemik kütlesindeki azalma
menopozun ilk 5 yılında meydana gelir. Adölesan dönemde yeterli
kalsiyum alınımı osteropozu önlemede oldukça etkilidir ayrıca
egzersizle de osteroporoz önlenir.
Hormon replasman tedavisi menopoz sonrası kemik kaybı, kırık
riskini azaltmaktadır ve osteoporozdan korunmanın en iyi
yoludur.
Osteroporozun Önlenmesi
Önceden belirttiğimiz gibi egsersizin olumlu etkisi olacaktır
ancak unutmayınız egsersiz osteroporoz önlenmesinde hormon
replasman tedavisinin bir alternatifi değildir sadece yardımcı
bir etkendir.
Hormon tedavisi aynı zamanda hafıza gücünü de artırmaktadır ve
kolon kanseri riskini azaltacaktır.
Hormon Replasman Tedavisi Sizin İçin Uygun mu?
Hormon tedavisini alıp almamaya karar vermek zor olabilir.
Tedavinin size getireceği faydaları ya da zararları bilmek size
bu konuda faydalı olacaktır.
Yan Etkileri
Bir takım tıbbi sorunlardan dolayı hormon tedavisi her kadın
için uygun olmayabilir. Tedavinin bazı yan etkileri:
Memelerde şişkinlik ve hassasiyet, baş ağrısı, mide bulantısı,
sıvı toplanması, anormal vajinal kanama ayrıca ailesinde meme ve
rahim kanseri hikayesi olan kadınlar, karaciğer hastaları ve
kanında pıhtılaşma sorunu olan kadınlar kullanmamalıdır.
Hormon Tedavisi ve Meme Kanseri
Meme kanseri riski belki de kadınları hormon tedavisini almak
istememelerinin nedenini oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalarda
meme kanseri riskinde belli bir artış görünmüştür ancak
yararları kıyaslanamayacak kadar fazladır örneğin
-
Kalp hastalığı gelişme riski meme kanseri
gelişme riskinden daha fazladır.
-
Ailesinde meme kanseri olmayan fakat 5
senedir hormon tedavisi kullanan kadınlarda meme kanserinde
bir artışa rastlanmamıştır.
Menopozda
Yeni Tedaviler
Ünlü ilaç firmalarından Novo
Nordisk, dünyada ilk kez menopozun metobolizmaya bağlı
değişiklik gösteren farklı dönemleri ve cerrahi menopoz için
geliştirdiği farklı tedavi seçeneklerini tıp dünyasına sundu.
Novo Nordisk, hem doğal menopozun farklı dönemlerine hem
cerrahi müdahale sonucu girilen erken menopoz için geliştirdiği
tedavi seçenekleriyle Türkiye'de de kadın sağlığı alanında yeni
bir dönemi başlattı. Menopozun farklı dönemlerine Novo
Nordisk'in sunduğu çözümler şöyle:
Premenopoz: Düzensiz kanamalar, huzursuzluk, bitkinlik,
vazomotor bozukluklar gibi tipik menopoz şikayetleri yavaş yavaş
ortaya çıkmaya başlar ve son adet tarihine kadar devam eder.
Perimenopoz: Son adet tarihinden bir yıl sonrasına kadar devam
eden Perimenopoz'da görülen tipik menopoz şikayetler yaşanmaya
devam eder ve üriner sistem bozuklukları ortaya çıkmaya başlar.
Trisequens, bu dönemdeki tipik menopoz şikayetlerini ortadan
kaldırıp, adetlerin düzenli olarak devamını sağlar.
Postmenopoz: İlk kez östrojen ve progesteron hormonlarını
kesintisiz olarak aynı tablette barındıran Kliogest ise hem
şikayetleri ortadan kaldırıyor, hem de postmenopoz dönemde artık
adet görmek istemeyen kadınların isteklerine yanıt vererek bu
dönemde oluşan kemik kaybını önlüyor.
Cerrahi menopoz: Yumurtalıkların ve rahmin cerrahi müdahaleyle
alınması nedeniyle yaşanan erken menopozdur. Estrofem, tek
başına östrojen verilmesinin uygun olduğu bu dönemdeki
kadınlarda östrojen ihtiyacını karşılar.
Novo Nordisk, tedavi seçeneklerine bir de lokal tedavi yöntemi
ekleyerek ürün portföyünü tamamladı. Vagifem vajinal
semptomlarda yüksek etkinlik gösteren Türkiye'deki ilk ve tek
doğal insan östrojeni içeren vajinal tedavi seçeneği olarak
sunuldu.
Hangi dönemde olursa olsun yaşamın daha sağlıklı ve rahat
geçmesi, hepsi de birbiriyle ilişkili bu dönemlerde uygulanacak
"hormon replasman" tedavisiyle bağlantılı.
|