İnfertilite
(kısırlık) tedavisi
Tedavi araştırma safhasında
bulunan nedene bağlı olarak yumurtlamayı sağlamak için hormon
uygulanmasından cerrahi müdahaleye veya tüp bebek gibi yardımcı
üreme tekniklerine kadar değişebilir.
Yumurtlama problemleri
Kısırlık nedeniyle doktora başvuran kadınların yaklaşık %
20’sinde yumurtlama problemi vardır. Kadın üreme fonksiyonları
bazı hormon bezleri tarafından salgılanan hormonlarla kontrol
edilir. Bu bezlerden beyin sapında bulunan iki tanesi FSH ve LH
hormonları yumurtlamanın oluşmasında temel rol oynarlar.
Bu bezlerdeki hormon salınımındaki bozukluklar yumurtlama
problemlerine yol açarlar. Bu durumda yumurtlama çeşitli
ilaçlarla (Klomifen, Pergonal Humegon, Metrodin) uyarılmalıdır.
Yumurta gelişimi kandaki hormon seviyeleri ve ultrasonla takip
edilerek, yumurtlama için uygun zaman tayin edilebilir. Bazı
durumlarda yumurtanın çatlaması çeşitli ilaçlarla (Profazi,
Pregnyl) sağlanabilir. Döllenme için en uygun zaman böylece
belirlendikten sonra çifte ilişki önerilebileceği gibi halk
arasında aşılama diye anılan spermlerin yıkanması sonrası rahim
içine yerleştirilmesinden ibaret olan inseminasyon da
yapılabilir.
İnseminasvon tedavisi
İnseminasyon daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu,
sperm sayısında ve hareketliliğinde hafif bozuklukların
bulunduğu veya çifte ait hiçbir problemin bulunamadığı
açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır.
İnseminasyon için erkekten alınan sperm sıvısı laboratuar
koşullarında çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak sperm
hücreleri dışındaki tüm sıvılarından arındırılmakta, sperm
hücreleri çok az bir sıvı içinde konsantre edilmekte böylece
sayı hareketlilik oranı artırılmaktadır. Daha sonra bu sıvı ince
bir kateter yardımı ile rahim ağzından geçirilerek doğrudan
rahmin içine verilmektedir.
Bu tedavi rahim ağzından salgılanan mukusun spermin rahim içine
geçişini engellediği durumlarda en iyi sonucu vermektedir.
İnseminasyon ayrıca nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında ve
hafif erkek kısırlığı olgularında da daha düşük başarı oranları
ile kullanılmaktadır. En yüksek gebelik oranlarının ilk üç
uygulamada olduğu altı uygulamadan sonra gebelik şansının çok
düşük olduğu gösterilmiştir. Uygun koşullarda yapılmış üç
inseminasyon sonrası yardımcı üreme tekniklerine geçilmesi
düşünülebilir. Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık
olgularında çiftlerin yaklaşık yüzde 25'inde tüp bebek
uygulanmasında spermden veya yumurtadan kaynaklanan bir döllenme
bozukluğu görülmektedir. İnseminasyon tedavisi ile gebelik şansı
altı uygulama sonucu yaklaşık olarak yüzde 30 civarındadır.
Yumurtlama yokluğu ilaçlara yanıt vermediği bazı durumlarda
yumurtalık yetmezliğine bağlı olabilir. Tedavisi olmayan bu
durumda tek çözüm ülkemizde uygulanmasına izin verilmeyen
yumurta veya embriyo bağışıdır.
Yardımcı üreme teknikleri
Erkek ve kadın üreme hücrelerinin doğal yollardan bir araya
gelemediği durumlarda daha ileri tekniklere başvurmak
gerekmektedir. Bu tekniklerin çoğunda kadının yumurtaları
ultrason kontrolünde bir iğne ile emilerek vücut dışına
alınmaktadır. Bu amaçla çeşitli ilaçlarla aynı anda birçok
yumurtanın gelişmesi sağlanmakta ve uygun koşullarda 20'den
fazla yumurta hücresi elde edilebilmektedir. Sperm elde edilmesi
ise çoğu zaman çok daha kolaydır ancak menisinde sperm
bulunmayan erkeklerde spermleri yumurtalık kanalından veya
doğrudan yumurtalıklardan elde etmek için cerrahi işlemlere
gerek duyulmaktadır
Aşılama
Yardımcı
üreme tekniklerinin ilk adımı aşılama ya da bilimsel adı ile
artifisiyel inseminasyondur. Bebek sahibi olmada güçlük çeken ve
1 yıl korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamayanlarda infertilite
problemi söz konusudur. Bu problemin araştırılmasında ilk aşama
erkekte sperm analizi, kadında hormon tetkikleri ve rahim
filmidir. BU tetkiklerin hepsinin ormal çıktığı ve altta yatan
bir problemin bulunamadığı genç hastalarda inseminasyon ilk
uygulama olmalıdır.
Kabaca tanımlanacak olur ise, spermleri, kadın üreme sistemi
içine, cinsel ilişki dışında herhangi bir yöntemle bırakma
işlemidir. Trihi belki de insanlık kadar eski olmakla birlikte
modern anlamda ilk kez 1900'lerin başında hayvanlarda
uygulanmıştır. Veteriner hekimlik uygulamalarında çok eskiden
beri kullanıla gelen bir tekniktir.
İntraservikal (ICI) ve intrauterin (IUI) olmak üzere 2 tip
inseminasyon vardır.
İntraservikal inseminasyon'da taze ve hiçbir muameleden geçmemiş
ejekulat enjektör ya da özel kanül yardımı ile rahim ağzına ya
da vajnaya bırakılır.
İntrauterin inseminasyon'da ise sperm yıkaması etkiyi artırır.
Yıkanmış yani bir takım kimyasal maddeler ile muamele edilmiş
ejekulat yine özel kanüller ve enjektörler yardımı ile direk
olarak rahim içine verilir.
Her iki uygulama türü de ağrı veren işlemler değildir.
Şartları
Başarılı bir inseminasyon için bazı gereklilikler vardır.
Öncelilkle spermin dölleyebileceği bir yumurta olmalıdır. Yani
kadında ovülasyon problemi bulunmamalıdır. Ovulatuar
bozukluklarda kadında önceden yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar
kullanılarak (kontrollü ovarian hiperstimülasyon) ve çatlatma
iğneleri yardımı ile bu sorunun üstesinden gelinebilir. İkincisi
tüpler yumurta ve spermin buluşmasını sağlayabilmelidir, yani
rahim filmi ile açık oldukları gösterilmelidir. Ayrıca erkeğin
sperm analizi sonuçları normal ya da en azından normale yakın
olmalıdır. Ejekulatında hiç sperm olmayan ya da çok az sperm
bulunan kişilerde inseminasyon fayda sağlamaz. Son olarak ise
oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek endometrial bir
patoloji olmamalıdır. Özetleyecek olursak inseminasyon için
gereken şartlar:
-
Overler ve tüpler fonksiyonel olmalı
-
Semen analizi normal olmalı
-
Endometrial patoloji bulunmamalıdır.
Ayrıca
-
Normal cinsel ilişkinin mümkün olmadığı
durumlara
-
Sperm hareketliliğinin az olduğu hallerde
-
Servikal faktörün bozuk olduğu durumlarda
-
Anti sperm antikorların varlığında da
inseminasyon yararlı olabilir.
İnseminasyonun normal cinsel ilişkiye olan
üstünlüğü servikal faktörü ortadan kaldırması spermlerin kat
etmesi gereken yolu azaltmasıdır. Bazı durumlarda rahim ağzından
salgılanan sıvı spermlerin rahim içine geçişine engel olabilir.
İnseminasyon bu gibi durumların varlığında önemli avantajlar
sağlar.
Başarı oranları
ICI- Günümüzde pek uygulanmayan bu teknik normal cinsel ilişkiye
oranla gebelik şansını sadece %2 civarında arttırır.
IUI- Altta yatan infertilite nedenine bağlı olarak normal
ilişkiye oranla %5-20 artış söz konusu olabilmektedir. Şans
uygulama sayısı arttıkça biraz daha artar. Teorik olarak bir
sınır olmamakla birlikte 6-7 seferden fazla denenmemesi
önerilmektedir.
Eğer evlilik ve infertilite süresi uzunsa aşılama denenmeden
direk tüp bebek ve mikroenjeksiyona geçilebilir.
İşlem
Aşılamaya karar vermeden önce çiftin her ikisinin de infertilite
açısından bütün tetkikleri yapılmış olmalıdır. Eğer Ovülasyon
idüksiyonu yapılacak ise uygun ilaçlar ile bu sağlanmalı ve seri
ultrasonografilerle yumurta hücresi gelişimi saptanmalı, bu
hücre ya da hücreler yeterli boyuta ulaştığında çatlatma iğnesi
yapılmalıdır. İdeal olarak bu iğneden 32-36 saat sonra
inseminasyon yapılır.Eğer gerek görülür ise ultrason takipleri
esnasında kanda östrojen değerlerine bakılabilir. Ovarian
hiperstimülasyon sendromu gelişir ya da gelişme şüphesi uyanır
ise tedaviye ara verilebilir.
İşlem gününden önce en az 3 gün süre ile erkek ejekülasyonda
bulunmamalıdır. İşlem günü erkek klinikte semen örneği verir.
Bunun için tercih edilmesi gereken yöntem mastürbasyondur.
Mastürbasyon esnasında kayganlaştırıcı vb. kullanılması sperm
kalitesini bozabileceğinden bu konuya dikkat edilmelidir. Elde
edilen semen örneği belirli kimyasal maddeler ile işlemden
geçirilip hazırlandıktan sonra (yıkama), inseminasyona hazır
hale gelir. Kadın jinekolojik muayene pozisyonunda uzanır.
Spekulum takılır, serum fizyolojik ile temizlik yapıldıktan
sonra uygun katater serviks ağzından rahim içine ilerletilir.
Enjektöre çekilmiş olan semen yavaş ve dikkatli bir şekilde bu
katater vasıtası ile rahim içine verilir. Daha sonra katater ve
spekulum çıkartılır.Bir miktar semenin dışarıya geri gelmesi
normaldir. İnseminasyon ağrılı bir işlem değildir. İşlemden
sonra kadın 10-15 dakika kadar uzanır ve daha sonra normal
hayatına dönebilir. Şart olmamakla birlikte hastaya progesteron
desteği verilebilir. Aşılamadan sonraki ilk 24-48 saat ağır
fiziksel aktiviteden kaçınılması önerilir ancak yatak istirahatı
gerekli değildir.
İşlem sonrası 2 hafta içinde adet görülmez ise gebelik testi
yapılır. Testin pozitif olması durumunda uygun şekilde gebelik
takiplerine başlanır. Negatif olması durumunda kadının adet
kanamasının 3. günü yeni bir deneme için ilk ultrason
incelemesine çağırılır.
Yumurtalıkların Uyarılması
OVULASYONU İNDUKSİYONU
Yapılacak olan tedavi ovulasyon olmamasının nedenine göre
değişir.
Ovulasyon olmaması erken menopoza bağlı ise uygulanabilecek
tedavi çok sınırlıdır.Bu durumda menopoza bağlı kemik erimesi,
vajinal kuruluk ve benzer bulguları ortadan kaldırmak için
östrojen ve progesteron tedavisi uygulanır.
Hastada prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon) düzeyi yüksek
ise bromokriptin tedavisi uygulanmalıdır.
Hastada tiroid hormonları gibi bazı hormonların eksikliği varsa
bu hormonlar takviye edilir. Çok zayıf olan kadınların tedaviye
başlamadan önce kilo almaları önerilir. Çok zayıf olan kadınlar
genellikle düşük doğum ağırlıklı bebekler doğurur. Beslenme
yetersizliğine bağlı amenoresi olan kadınlarda gebelik oranları
düşüktür ve bu kadınlarda gebelik elde edildiğinde gelişme
geriliği olan bebekler doğar.
Diğer nedenlere bağlı ovulasyonun olmadığı durumlarda ilk
seçilecek ilaç klomifen sitrattır. Klomifen beyinden GnRH'un
(cinsiyet hormonlarının salınmasını uyaran hormon) salınmasını
arttırır. GnRH'da hipofiz bezinden FSH ve LH hormonlarının
salınmasını arttırarak etki gösterir. FSH ve LH sayesinde
yumurtalıklarda folikül gelişimi başlar.
Klomifen sitrat 50 mg'lık tabletler halinde bulunur. Adetin 3
ile 5. günleri arasında başlanan Klomifen tedavisi 5 gün sürer.
Tedaviye günde 1 veya 2 tablet ile başlanır. Bu dozlarla yumurta
gelişimi sağlanabiliyorsa tedaviye gebelik elde edilene dek
devam edilir.
Gebeliklerin
çoğu ilk altı ay içinde elde edilir. Hastaların %75'inde yumurta
gelişimi sağlanır ve klomifen sitrat ile yumurta gelişimi
sağlanan kadınların %30-35'i gebe kalır.
Klomifen sitrat vajinal kuruluğa ve rahim ağzındaki salgının
koyulaşmasına neden olur. İlacı kullanan kadınların %5'inde
sıcak basması şikayeti görülür. Bazı kadınların
yumurtalıklarında kistler gelişebilir. Nadir olarak karında
şişkinlik, göğüslerde hassasiyet, bulantı, deri döküntüsü ve
depresyon görülebilir. Klomifen sitrat kullanan kadınların
%5'inde ikiz gebelik oluşur.
Klomifen ile ovulasyon sağlanamadığında kullanılan
ilaçlar
Klomifen ile yumurta gelişimi sağlanamadığında hMG (menopozal
gonodotropin), FSH ve GnRH agonistleri (cinsiyet hormonlarının
salınmasını uyaran hormon benzerleri) kullanılabilir.
FSH ve LH hormonlarını içeren hMG preparatları menopoz
dönemindeki kadınların idrarları toplanarak bunlardan FSH ve LH
hormonlarının ayrıştırılması ile elde edilir. hMG yumurtalıkları
uyararak yumurta gelişimini sağlar. Bu preparatlar klomifene
cevap vermeyen vakalarda ve tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi
yardımcı üreme tekniklerinin uygulandığı çiftlerde kullanılır.
hMG kas içine enjekte edilerek kullanılır ve tedavi genellikle
10-14 gün sürer. Kullanılması gereken hMG dozu hastadan hastaya
değişiklik gösterir. Düşük dozda kullanılan hMG ile yumurta
gelişimi sağlanamazken gereğinden biraz yüksek doz
kullanıldığında çoğul gebelik ve hiperstimulasyon
(yumurtalıkların aşırı uyarılması) riski artar. Dolayısı ile hMG
tedavisi sırasında yumurta gelişimi çok iyi izlenmelidir. Bunun
için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının
ultrasonografik inceleme ile ölçülmesi ve kandaki östrodiol
hormon düzeyinin belirlenmesidir.
hMG'nin yan etkileri;
Enjeksiyon yerinde hafif bir tahriş görülebilir. Geçici ateş ve
eklemlerde ağrı çok nadir olarak görülen yan etkilerdir. hMG
tedavisine bağlı görülen en önemli yan etkiler çoğul gebelik ve
hiperstimülasyondur (yumurtalıkların fazla uyarılmasıdır). hMG
tedavisi ile gebe kalan kadınların %25’inde çoğul gebelik
görülür. Bu gebeliklerin çoğu ikizdir, nadir olarak üçüz veya
dördüz gebeliklerde görülebilir. Çoğul gebeliklerde düşük, erken
doğum, yüksek tansiyon gibi problemler daha sık görülür. hMG
kullanıldığında görülen çoğul gebelik ve hiperstimülasyon riski
iyi klinik takip ile azaltılabilir. hMG tedavisi sırasında
ultrasonografik inceleme ve hormon takipleri ile yumurta
gelişimi izlenmelidir.
Hiperstimulasyon yumurtalıkların aşırı uyarılmasıdır. Hafif,
orta ve şiddetli olmak üzere üç derecede görülebilir.
Büyüme hormonu
Büyüme hormonu kullanılarak yumurtalıkların hMG'ye
duyarlılığının artması sağlanabilir. Büyüme hormonu,
yumurtalıklarından çok zor cevap elde edilebilen kadınlarda
denenebilir.
GnRH Anologları
GnRH anologları kimyasal yapıları GnRH hormonuna çok benzeyen
ilaçlardır. Bu ilaçlar ilk kullanıldıklarında hipofiz bezini
uyararak FSH ve LH salınımını arttırır fakat bir süre sonra
hipofiz bezi bu ilaçlara cevap vermez, FSH ve LH düzeyleri
düşer. Bunu takiben yumurtalıkların hMG ile uyarılmaları
gerekir. GnRH anologları özellikle LH düzeyleri yüksek olan
hastalarda tercih edilir. GnRH anologları ile tedaviye menstrul
siklusun başında veya ortasında başlanır. Bu ilaçlar cilt altı
enjeksiyon veya nazal sprey (burun spreyi) olarak kullanılır.
İlaçlara 10-14 gün devam edildikten sonra östrodiol düzeyleri
belirlenir ve ultrasonografik inceleme yapılır. Hormonlar yeteri
kadar baskılanmış ise hMG enjeksiyonlarına başlanır. hMG
enjeksiyonları sırasında GnRH anologlarına da devam edilir.
Foliküllerin çapı ve östrodiol değerleri ölçülerek hCG
enjeksiyonun (çatlatma iğnesinin) verileceği gün tespit edilir.
hCG enjeksiyonundan sonra GnRH anologları ve hMG enjeksiyoları
kesilir.
Yapılan birçok çalışmanın sonucuna göre ovulasyon indüksiyonu
için kullanılan ilaçların kadınlarda yumurtalık kanseri görülme
sıklığında herhangi bir artışa neden olmadığı görülmüştür.
|