|
Risk
Faktörleri
Çeşitli faktörlerin infertilite riskini
etkilediğini biliyoruz. Bunlar kadının yaşı, pelvik inflamatuar
hastalık, diyet, egzersiz sigara içimi, alkol, çevre kirliliği,
radyasıon ve çiftlerin yaşamına ait diğer etkenlerdir.
Kadının yaşının ilerlemesi ile birlikte
gebe kalma şansı giderek düşer. Kadının yaşı 35'i geçtiği zaman
gebe kalabilme şansında hafif bir azalma olmakta bu azalma 39
yaşından sonra daha belirgin hale gelmektedir. Kırk yaşın
üzerindeki bir kadının gerek kendiliğinden gerekse de tüp bebek
gibi yöntemler ile gebe kalabilme şansı %60 düşmekte ve oluşan
gebeliklerinde %50'si düşük ile sonlanmaktadır. Bunun en önemli
nedeni ise yumurtalıklarda kalan yumurtaların kalitelerinin
düşük olması ve dolayısıyla döllenmiş yumurtaların gerek rahim
içine yerleşmesinde ve gerekse de yerleştikten sonra büyümesinde
problemlerin ortaya çıkmasındandır.
İleri yaştaki kadınlara genç bir kadından
yumurta bağışlama yoluyla alınan yumurtaların döllendikten sonra
nakledilmesi ile gebelik ve düşük oranları genç kadınlara
benzerlik göstermektedir. Kanada'da yaşayan kendilerine has
özellikleri olan ve gebe kalmanın hiçbir şekilde kısıtlanmadığı
bir toplulukta en son gebeliğin ortalama 41 yaşında olup, 45
yaşında ise % 87'sinin artık gebe kalamadığı saptanmıştır.
Özellikle gebeliği engelleyen majör bir problem bulunamadığı
durumlarda çiftlerin kendiliğinden gebe kalma şansları vardır.
İşte bu gibi durumlarda gebelik şansını belirleyen en önemli
faktör kısırlığın süresidir. Kısırlık süresinin 5 yılı aştığı
durumlarda tedavisiz gebelik şansı azalmaktadır. Rahim ve
tüpleri iltihaplanması (Pelvik Inflamatuar Hastalık: PIH)
sonucundan gelişen tüp tıkanıklıkları ve yapışıklıkları
günümüzde önemli bir infertilite nedenidir. Bel soğukluğu ve
daha önemli olarak klamidia enfeksiyonları, tüplerin tıkanmasına
veya çevre dokular ile yapışmasına yol açarak kısırlığa neden
olabilmektedirler. PIH'in her tekrarında tüplerde hasar şansı ve
kısırlık oranı yükselir. Üç defa PIH geçiren bir kadının kısır
kalma şansı % 60'a kadar çıkmaktadır. Ancak son yıllarda
koruyucu hekimlik hizmetlerinin gelişmesi, cinsel eğitimin
üzerinde durulması ve etkin antibiyotiklerin gelişmesiyle pelvik
enfeksiyonların ve şekillerinin azaltılabileceği ortaya
çıkmıştır.
Çiftlerin yaşam biçimleri, yaşadığı
toplum ve çevre gebe kalmalarını etkileyebilmektedir. PIH nedeni
birçok organizma cinsel yoldan geçişlidir. Bu ise birden fazla
eş durumunda daha da belirginleşmektedir.
Sigara içme, alkol alımı fertiliteyi
etkileyebilmektedir. Aşırı kilo, aşırı egzersiz de yumurtlama
bozukluklarına yol açarak kısırlık nedeni olabilir. Organik
fosfatlı kimyasal maddeler (tarım ilaçları, böcek ilaçları)
kurşun ve diğer aşır metaller, kanser tedavisinde kullanılan
ilaçlar, ışın tedavisi sperm yapımını ciddi bir şekilde
bozmaktadır.
Sonuçta çiftler birlikte ele alındığında;
infertilite nedeninin % 35 oranında sadece erkeğe ait olduğunu,
% 35-40 dolayında yalnızca kadının neden olduğunu kalan kısımdan
ise her ikisinin de sorumlu olduğunu söyleyebiliriz. |